Ruhlarımız için en lüzumlu,en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmezden gelmek,daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?
Sabaha kadar uykusuz kaldığını,geceki işinin yoruculuğunu düşünerek onu rahatsız etmekten çekiniyordum.İçimde ona karşı tarifi imkansız bir şefkat vardı.Yatağında nasıl uzandığını,nasıl ağır ağır nefes aldığını,saçlarının yastığa nasıl serildiğini tasavvur ediyor ve hayatta bu manzarayı görmekten daha büyük bir saadet olamayacağını düşünüyordum.
Onda Halit Ziya'nın Nihal'inden,Vecihi Bey'in Mehcure'sinden,Şövalye Buridan'ın sevgilisinden ve tarih kitaplarında okuduğum Kleopatra'dan,hatta mevlit dinlerken tasavvur ettiğim Muhammed'in annesi Âmine Hatun'dan birer parça vardı.O benim hayalimdeki bütün kadınların bir terkibi (birleşimi),bir imtizacıydı (karışımıydı).
Dün sokakta giderken iki kişiye rast geldim.Birini ilk defa görüyordum,öteki de dünyada bana belki en uzak insanlardan biriydi.Bunların hayatım üzerinde bu kadar müthiş tesirleri olabileceği aklıma gelir miydi?