Sevval

“Hiç mümkün müdür ki, parmak uçlarına kadar yeniden tasvir edilmesin insan?”
Reklam
Ukalalık etmek istemem ama “Dilini kalbinin ardına koy!” Derdim sana dilim ve dudaklarım olsaydı. Lütfen, kalbin dilinin önünde dursun. Kalbinin razı olmadığını dilinle söyleme. Gönlünün sevmediğini dudaklarının arasına alma. Sözün kalpsiz olmasın. Kalbin seni sessiz bıraksın.
Ne kadar çok “belki” varsa bildiğin, ne kadar “ya öyle olsaydı!” Diye seçenek varsa bilemediğin, işte onlara doğru yuvarlanıyorum.
“Gözlerden uzak da olsam, varlığın gözdesiyim şuan. Vazgeçilebilir de görünsem, var edenin vazgeçilmeziyim. Varlığımı herkes inkar edebilir ama bütün hücrelerimde saklı bir ısrarın heyecanı var. Benden önce yazılmış ve yaşanmış binlerce yıllık hikayenin son cümlesiyim. Şimdi binlerce yıl sürecek yeni bir hikayeye başlıyoruz.”
“Anneciğim, senin varlığından söz ediliyor burada. Ama galiba o kadar varsın ki yokmuş gibi geliyorsun bana. Hani şu seninde çok iyi bildiğin gibi ‘her yerde var ama hiçbir yerde yok’ denilen türden bir varlığın var. Dediğince ben senden sana doğru yürüyorum. Seninle var oldukça, seninle buluşacağım.”
Reklam