Ben bu kitabı sevdim ama son 100 sayfasında :)
Baş karakterlerimiz Layla ve Leeds, Layla'nın ablasının düğünde tanışmış, hızlıca ve kuvvetlice bir ilişkiye dalmış bir çift. Ama ne yazık ki, çiftimiz bir saldırıya uğramış ve Layla ağır yaralanmış. Ve Leeds, Leyla iyileşsin diye onu ilk tanıştıkları eve götürüyor. Ammma evde bir hayaletimiz var ki işleri karıştıryor. Kitabın yarısına kadar bir geçmiş -tanışmaları, ilişkilerinin başları vs- bir günümüz şeklinde ilerliyor. Ben hikayenin anlatımını, ve kullanılan dili beğendim. Çok akıcı ve yazarın alıştığımız tarzıyla bir oturuşta bitirilebilir bir kitaptı.
Üzerinize afiyet, son 100 sayfaya kadar bağrı yakası açılmamış küfürler ederek okudum kitabı. Leeds gerçek olsa annesi mezarında ters dönmüştü, o derece. Ama son yüz sayfada olaylar çözülmeye başlayınca duruldum, ve tüm kötü yorumlarımı yuttum. Okuyacaklara tavsiyem 'benim ilk 100 sayfada sinirden gözüm seğiriyo okuyamıycam' deyip bırakmayın; cidden son 100 sayfada hem olaylar çözülüyor hem de çiftimizin o bağı sarıyor sizi kitaba.
Aşk kitaplarını ikiye ayırıyorum genelde. Biri sözlerle ne kadar sevdikleriniz anlatan karakterlerin olduğu kitaplar ve diğeri de romantik sözlere gerek bile kalmayan, normal bir konuşmalarında bile aralarındaki uyumu yakaladığımız, başlarına gelen kötü olaylarda birbirlerinin ritmini yakalayıp sonuna kadar BERABER savaşan, aşkın bir duygudan ziyade aralarında bir bağ olarak var olduğu çiftler. Bu kitap ikincisiydi. Romantizm değil, güçlü bir ruhani ilişki okuyoruz.
Paranormal olaylar anlatılıyor ama korku türünde sayılmaz kesinlikle. Gizem türünde aşk ile soslanmış güzel bir kitaptı. Ben zaten bu kadının karakterleri arasındaki bağı, ilişkiyi ve duyguları anlatmasını çok seviyorum. Cıvıl cıvıl, sıcacık bir kitap değil, hatta biraz