Esir kuşun şarkısı İranlı şair Furuğ Ferruhzad’ın hayatından esinlenerek yazılmış. Furuğ’un adını daha önce duymuş olsam da hikayesini ilk kez bu kitabı satın almaya karar verdiğimde okudum. İnternetten hikayesini okumak bir derece üzücüyken kitapta sanki Furuğ bütün hayatını başından sonuna kadar anlatıyormuş gibi okumak çok daha üzücüydü. Çocukluğu, evliliği ve bu evlilikte bulamadığı mutluluk, oğlu Kamyar’dan ayrılışı ve onu bir daha göremeyişi… Furuğ o kadar içten yazılmıştı ki, okurken kitabın bir esinlenme olduğunu unuttum çok kez. Sanki Furuğ’un başından geçen her şeyi kaydettiği bir günlüğü vardı da onu okuyordum.
‘’Aşk başka bir ülkedir. Hayır, daha ötesi. Yabancı ülkeler arasındaki fark asla aşık olmakla olmamak arasındaki fark kadar büyük olamaz.’’
Furuğ'un karakterini kendimle asla bağdaştıramıyorum çünkü onun gibi değilim. Ancak Furuğ Ferruhzad ölümünden onca yıl sonra bile bir kurgunun içerisinden bana yol göstermeyi başardı. Furuğ söylediklerinden, yaşadıklarından ve bunları diğer insanlara aktarmaktan korkmuyor. Değişimlerden kaçmıyor ve onu ciddiye almayanların karşısında başını asla eğmiyor. Karşısına çıkan zorluklar onu tökezletiyor, belki yere de düşürüyor ancak o her zaman daha güçlü olarak ayağa kalkıyor. En önemlisi, Furuğ Ferruhzad vazgeçmiyor. Sesini çıkartmaktan, doğru olduğunu düşündüğü şeyi söylemekten vazgeçmiyor.
‘’ ‘Artık İran’da sana göre hiçbir şey yok,’ demişti Darius bir keresinde. Son günlerimde bu sözlerini kafamda çevirdim durdum. Bir kadının hayatının utançla, yasaklamalarla daha az bağdaştırıldığı bir yerde yaşamanın nasıl bir şey olacağını düşündüm. Gözlerimi ufka dikip yürümenin, özgür olmanın nasıl olacağını.’’
Furuğ hiçbir zaman tam olarak özgür bir kadın olamamış. Kendi şiirleri kendisine karşı kullanılmış çoğu zaman.