Kimyasalların denizlere dökülmesi, plastik atıkların toprağa karışması ve toprağı kirletmesi fiziksel kirliliktir. Ancak bu konuyu sadece fiziksel kirlilik olarak düşünemeyiz. Allah(cc) manevi gerçeklikle fiziksel gerçeklik arasında günümüz ifadesiyle kablosuz bir bağlantı yaratmıştır. Manevi bir gerçeklik olan iyilik, alemde yayıldığı zaman fiziksel iyilik de yayılır. Bu dünya iyilik sayesinde daha iyi bir yer olur. Bu, dinimizin kaidelerinden biridir.
Şeytana "Kullarım üzerinde hiçbir yaptırım gücün yok."(İsrâ, 65) denildi. Kalbinize zorla giremez ve içeride zorla kalamaz. İstiaze ile Allah'a sığındığınız anda çıkıp gitmek zorunda. Yani onu içeri aldıysanız, kalmasına izin verdiyseniz bu onun gücü olduğundan değil; sizin onu kovmamanızdan kaynaklanır. Allah size onu kovmak için her türlü imkanı sağladı. Sadece "Eûzü billâhi mine'ş şeytânirracîm" deseniz, istiğfar etseniz gidecek.
"Namazda aynı safta bulunmanın amacı: siyah-beyaz, hür-köle, fakir-zengin, genç-yaşlı herkesin sınıf farkı olmaksızın kardeşçe yan yana durmasıdır. Onlar her şeyi arkada bırakanlardır."
Allah bu güzel gözleri O'nun mahlûkatını görüp düşünelim diye verdi. Bu yetiyi çalıştırmakta başarısız olursak Allah dünyayı görmemize izin verecek ama içindeki işareti görmemize izin vermeyecektir. Allah etrafımızda yarattığı her şey için "Şüphesiz bunda ayetler vardır."(Casiye,13) diyor.
Allah her insana "Sana zaten verdim." diyor. Sende zaten bir şeyler var... İki hurman varsa birini bana ver, bir elman varsa bir dilimini bana ver. Gençliğin varsa birazını benim için kullan, enerjin varsa birazını bana harca. Yeteneğin varsa birazını bana ver. Herkese bir şey verilmiştir. Eğer size rızık verilmeseydi bu dünyada nefes alıyor olmazdınız.