"Dördüncü" anlamına gelen "Rabia" ismini taşı
yan bir öncü aslan geçti hicri ikinci asırdan. "Korku" ve
"Ürperme" kelimelerini telaffuz ederken muasırları, o
"İlahf Aşk" ve "İlahf Hoşnutluk" tan söz açtı. Ata b. Rabalı ve Zünniln el-Mısrl'nin soluk aldığı bir dünyada ya
şadı o ve dünyayı kötüleyen silfileri, "Ben dünyanın dört
bucağıyla kalp/erinize yerleştiğini görüyorum. Zira kalplerinizdeki en yakın şeye bakıp konuştunuz!" diye uyardı.
Her namazını, "Bu benim son namazımdır!" diye kıldı,
her omeunu "Bu benim son orucumdur," diye tuttu. Kabe
yolunda öyle yorgun düştü ki, Kabe'ye varmadan Kabe
ona vardı. "Nedir bu hal!" diye sordu İbrahim Edhem,
"Sırrı nedir bu iltifatın ?" "Ya İbrahim! Sen namaz ey/edin, ben niyaz eyledim!" dedi Rabia. Süfyan-ı Sevr! bir
gün, "Ah benim derdim, ah kederim!" dedi de dişi aslanın
söz pençesi ona da değdi: "Öyle diyeceğine, 'Ah yazık bana, ne az dertliyim,' de! Eğer gerçekten mahzun olsaydın,
bu kadar rahat nefes alabilir miydin!"