Şeyda Nur

Şeyda Nur
@seyda_nur_P
"...Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden!"
SENi UNUTMAYANI SEN DE UNUTMA
Arkada­ şına, "Bu bülbül neden mahpus?" diye sordu bir gün. "Oğlumundur. Sana hediye etsin," cevabını aldı. "Hayır," dedi, "Bir dinar vereyim satsın!" Çocuk bülbülü Süfyan'a sattı. Süfyan kafesin kapısım açtı. O da ne, bülbül bırakmadı Sevri'yi. 778 (H. 1 6l)'de Basra'da vefat edene kadar nereye gitse oraya uçtu, yanı başına. İşte o gün ölüm meleğinin peşinden cenazeyi izledi bülbül. Kabri başında günlerce öttü acıyla. Evle kabir arasında mekik dokudu, bir sabah cansız bedeni Süfyan' ın toprağı­ na karışana dek.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
SENi UNUTMAYANI SEN DE UNUTMA
"Ya Rab! Kurtar! Kurtar!" diyerek yürüdüğünü görenler batmakta olan bir geminin yolcusu sanırlardı onu. Korku şiddetli, tehlike büyük, kıyamet yakındı. "Kendini her şeyden boşa, kalbini boşalti Sonra gayret et, gayret et! Acele et, acele et! Kaç, kaç! Ahiret seni gö­ türmeden sen ahirete göç et!" diyordu bir dostuna yazdı­ ğı mektubunda. Bir başka dostunuysa şöyle uyarıyordu: "Seni unutmayanı sen de unutma! Tek başmayken de Allah ' ı unutma, başkalannın yamndayken de!" Sorularda içtenlik arardı. Cevaplarda içtenlik. "İslam nedir?" diye soran birine, "Çarşıya çıktığında bir hamala sor! O sana ne diyorsa İslam odur" demiş; "Nasıl dua edeyim ?" diye soran birini, "Günahları terk etmekten güzel dua mı var!" diye cevaplamıştı.
SEN RAZI OL DA HERKES -ÖFKEYLE DOLSUN
Kefeni hep yanındaydı. Ölümden değil, günahlarıyla huzura varmaktan korkuyordu. Şükür ki Rahim 'di Rab. "Allah' ım bana rahmet kapısını aç," diye dua eden birine, "Yüce Allah' ın rahmet kapısı kapalı mı ki açmasını istiyorsun ? Rahmet kapısı her zaman açık. Kalp kapın açık mı, sen ona bak!" demişti bir seferinde. Ölüm döşeğinde baş ucunda bekleyenlere, "Beni yalnız bırakın! Meleklerle baş başa kalmak istiyorum," demiş, kapanan kapının arkasından şu ayetler işitilmişti: "Ey güvenceye kavuşmuş ruh! Hoşnut etmiş ve hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön! Seç­ kin kul/arım arasına karış ve cennetime gir!" (Fecr Suresi, 27-30.) İçeri girenler seksen yaşındaki Rabia el-Adeviyye'den geriye İmam Gazali'nin öğretilerinin de temelini teşkil edecek bir ruh mirası kaldığını görmüşlerdi. Tur Dağı'na defnedildi Rabia. Hasan el- Basri bir mezar taşı gibi koydu noktayı: "Nasıl erkek aslanlar ya­ şadıysa, dişi bir aslan da yaşadı bu dünyada!"
SEN RAZI OL DA HERKES -ÖFKEYLE DOLSUN
"Dördüncü" anlamına gelen "Rabia" ismini taşı­ yan bir öncü aslan geçti hicri ikinci asırdan. "Korku" ve "Ürperme" kelimelerini telaffuz ederken muasırları, o "İlahf Aşk" ve "İlahf Hoşnutluk" tan söz açtı. Ata b. Rabalı ve Zünniln el-Mısrl'nin soluk aldığı bir dünyada ya­ şadı o ve dünyayı kötüleyen silfileri, "Ben dünyanın dört bucağıyla kalp/erinize yerleştiğini görüyorum. Zira kalplerinizdeki en yakın şeye bakıp konuştunuz!" diye uyardı. Her namazını, "Bu benim son namazımdır!" diye kıldı, her omeunu "Bu benim son orucumdur," diye tuttu. Kabe yolunda öyle yorgun düştü ki, Kabe'ye varmadan Kabe ona vardı. "Nedir bu hal!" diye sordu İbrahim Edhem, "Sırrı nedir bu iltifatın ?" "Ya İbrahim! Sen namaz ey/edin, ben niyaz eyledim!" dedi Rabia. Süfyan-ı Sevr! bir gün, "Ah benim derdim, ah kederim!" dedi de dişi aslanın söz pençesi ona da değdi: "Öyle diyeceğine, 'Ah yazık bana, ne az dertliyim,' de! Eğer gerçekten mahzun olsaydın, bu kadar rahat nefes alabilir miydin!"
Gözlerin Eflatun ellerin Lokman
"Dört zamanda dört şeyi korumak gerekir; namazda gönlü, halk arasında dili, yiyip içmede boğazı, bir kimsenin evine girince de gözü." , "Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikir ve tesbih ediyor, sen ise uyuyorsun.", "Ey oğlum! Tövbeyi yarına bırakma, çünkü ölüm ansızın gelip yakalar!", "Ey oğlum! Merhamet eden merhametbulur. Sükut eden selamete erer, hayır söyleyen kar eder.", "Yavrum, meclisleri ihmal etme! Allah ' ı anan bir topluluk gördüğünde onlarla otur. Eğer alimsen ilmin işine yarar; cahilsen onlar sana öğretirler. Umulur ki Allah onlara rahmetini lütfeder, rahmet onlarla beraber sana da ulaşır. Allah' ı anmayan bir topluluk gördüğündeyse onlarla oturma. Eğer alimsen ilminin sana bir yararı olmaz; cahilsen saptırırlar seni."