Ruth, "Neden hoş bir konu seçmiyorsunuz?" diyordu. "Dünyada edepsiz şeylerin de olduğunu biliyoruz, ama hep böyle şeyler yazmak…”
İçindeki infiali dışarı vurarak konuşup duruyordu, ama Martin onu dinlemiyordu. Kızın o saf, Martin'in içine nüfuz edecek ve oradaki tüm pisliği dışarı çıkarıp attıktan sonra onu yıldızların ışığı kadar mesafeli, yumuşak ve kadifemsi bir semavi parlaklığın içinde yıkayacak kadar masum yüzüne bakarken kendi kendine gülümsüyordu. Dünyada edepsiz şeylerin de olduğunu biliyoruz! Aşkını böylesi muzipçe ifade ettiğini düşünerek içten içe gülerken, onun o bildiği şeyleri alıp koynuna sokası geldi. Bir an sonra da gayet iyi bildiği ve içinde gezdiği koskoca bir edepsizlik denizi, çakıp geçen sürüyle ayrıntısıyla beraber gözlerinin önünden geçince hikayeyi anlamadığı için Ruth'u affetti. Anlamaması onun hatası değildi. Böylesi bir masumiyet içinde doğup aynı şekilde korunaklı büyütüldüğü için Tanrı'ya şükretti. Ama kendisi hayatı tanıyor, adaletini de pisliğini de biliyor, etrafını saran çamura rağmen ne kadar muazzam bir şey olduğunu görüyordu; Tanrı'nın da yardımıyla kendi sözünü böyle bir dünyaya söyleyecekti.