O kadar uzaktı ki, ona nasıl yaklaşacağını bilemiyordu. Kendi sınıfının kızlarıyla, kadınlarıyla son derece başarılıydı ama onların hiçbirine aşıkolmamıştı; Ruth’a ise aşıktı. Üstelik o sadece başka bir sınıfa mensup olmakla kalmıyordu. Martin’in aşkı, kızı bütün sınıfların üstüne çıkartmıştı. Aralarında dağlar kadar mesafe vardı ve her aşığın yapması gereken şeyi nasıl yapacağını, ona nasıl sokulacağını bilemiyordu. Evet, bilgilendikçe, dillendikçe ona yakınlaşıyor, onun dilinden konuşuyor, onunla ortak fikirler ve beğeniler keşfediyordu; ama içindeki aşığın ıstırabını kesmiyordu bunlar. Aşkının hayal gücüyle onu fazlasıyla kutsallaştırmış, bedensel bir yakınlık kuramayacak ölçüde mukaddes ve ruhani kılmıştı. Onu uzaklaştıran ve kendine imkansız görünmesini sağlayan, aslında Martin’in kendi aşkıydı. Arzu duyduğu tek şeyden, kendini aşkıyla mahrum etmişti.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
En kötüsüyse fizik veya matematik kitabını kapatıp kalemi kağıdı bir yana koyarak yorgun gözlerini uykuya teslim etmekti. Kısacık bir süre de olsa hayattan uzak kalmaktan nefret ediyordu; tek tesellisiyse çalar saati nin beş saat sonraya kurulu olmasıydı.
Yazacaktı. Gördüğünü dünyaya gösteren bir göz, duyduğunu aleme duyuran bir kulak, hissettiğini insanlara duyumsatan bir kalp olacaktı. Şiir ve düzyazı, kurgu ve anlatı, bütün tarzlarda yazacaktı.