İffeti yüce olanın feraseti ince olur. Fatıma çok ferasetlidir. Emanete sadıktır, verdiği sözü tutar. Ahlakın yüksek burçlarındandır. İffetin ipekten örtülerine bürülüdür Betül. İşte bunun için ona Fatıma Betül deriz.
Fatıma’yı gören göz, harama nazar etmez. Çünkü göz haramla kirlenirse kalbin kapıları kilitlenir. Fatıma’yı tanıyan bir gönül, her azanın kadim bir hediye olduğunu bilir, gözetir ve korur. Rabbin yüce kelamıyla titrer: “Allah, gözlerin haince harama bakışını da bilir, gönüllerin sakladığını da (Mü’minun, 19)” ayetinin şiddeti altında titreyendir Fatıma.”
“Ey gaybları bilen,
Ey ayıpları örten,
Ey sıkıntıları kaldıran,
Ey kalpleri değiştiren,
Ey kalpleri süsleyen,
Ey kalpleri nurlandıran,
Ey kalplerin tabibi,
Ey kalplerin sevgilisi,
Ey kalplerin dostu,
Bütün kusurlardan azadesin sen. Eman ver bana. Yardımını diliyorum.”
Gençliğin sınır tanımaz coşkularını kontrol altına alıp gemlemek ne güzeldi. Sonsuz yolun yolcularıyla birlikte selamete ermek yarışı ne hoştu. İnsanlar sonu görülmez bir hırsla helak oluşa sürüklenirken, rahat döşeklerde rahat edemeyenlerin cehdi ne yüceydi. Fatıma’nın kalbindeki sır ne inceydi.