Uygar insanın, bu umutsuzluk çıkmazından kurtulabilmek için, görüşünü ve zekasını geliştirdiği kadar gönlünü de genişletmesi gerekir. Nefsini yenmeyi, bunu yaparken de özgürlüğünü kazanmayı öğrenmelidir.
Kibirli bir ahlak inancı da aynı işi görür; şöyle ki, bu inanca aykırı hareket edenleri çekemezler ve onların bu suçu nedeniyle cezalandırılmaları ahlak gereği sayılır.