Asıl sorun, hayatı bir rekabet, hem de yarışmayı kazananın saygıyı da kazanacağı bir rekabet olarak gören bir felsefenin benimsenmiş olmasından ileri gelmektedir. Bu görüş, duyguların ve algıların zararına, iradenin gereğinden fazla gelişmesine yol açar.
Benim savım şu ki, başarı mutluluğun sadece bir ögesidir ve eğer diğer ögelerin tamamının feda edilmesi pahasına elde edilmişse, çok pahalıya mal olmuş demektir.
Kendileri için dünyada yapacak hiçbi şey kalmamış olduğu kanısını taşıyan yetenekli gençlere önerim şudur: 'Yazmaya çalışmaktan vazgeçin; bunun yerine yazmamaya çalışın.'
O çağda, şimdikinden daha büyük bir cinsel açlık vardı ve bu da hiç kuşkusuz, cinsel konulara gereğinden fazla önem verilmesine yol açıyordu; tıpkı din uğruna dünya hazlarından vazgeçenlerin yaptıkları gibi.
Tipik olarak mutsuz kişi, gençliğinde gönül doyumundan yoksun bırakılmış, doyamadığı bu şeyi diğer doyum biçimlerinden daha önemli görür olmuş, böylece hayatına tek taraflı yön vermiş, aynı zamanda o doyum için gerekli girişimlerde bulunmak yerine bütün dikkatini doymak üzerinde toplamıştır.