İnsanların saadet ve felaket diye teheyyüçleri iki kutup gibi ayırmaları ona bazen manâsız görünüyor, haz ve kederi, birbirine geçmiş, perçinlenmiş, her zaman yan yana, iç içe bulunan bir halita gibi tasarlıyordu.
... bir şeyi fazla ümid etmekten çekinir, kendini elinden geldiği kadar tevekküle götürür, fakat yine arzularıyla muvaffakiyetleri arasında muvazene bulamazdı.