Tatlı mı tatlı bir kurguydu. Konunun bu kadar kısa bir kitapla harcanmış olmasına gerçekten çok üzüldüm normal kitap uzunluğunda yazılsaydı çok daha tatlı sahneleri okuyor olabilirdik. Bunun için açıkçası biraz üzgünüm (keşke yazar uzun halini yazsa)
Konusuna gelecek olursak kitapta öğretmenine diye yanlışlıkla başkasına mail atan bir öğrenciyle, T takma adlı birinin her yıl 14 şubatta Sevgililer Günün kutlu olsun yazılı mail akışını okuyoruz. Her yıl 14 Şubatta Sevgiller Gününün kutlandığı mailler yıllar geçtikçe bir geleneğe döner ve ilk kutlama yarışına girerler. İlişkileri yıllarca aynı günde atılan tek bir mail ile devam eder. Hiçbir kişisel bilgi vermediklerini dipnot olarak geçeyim. Aralarındaki tek kural buydu. Neysee mektup arkadaşlıklarının 8. Yılının 14 Şubat’ında T, ondan hoşlandığını yazdığı bir mail atar ama ne yazık ki C’nin sevgilisi vardır. Bir sonraki yıl, ayrıldığını öğrenir ve yüz yüze görüşme teklifi eder. 2024 yılının 14 Şubat mailinde T partiden kaçmak için gittiği kütüphane odasına başkalarının geldiğini ve saklanmak zorunda kaldığını, odaya giren çiftin aralarında geçen konuşmayı anlattığı bir mail atar. C ise mailde okuduğu her kelimede şok geçirir shshhdh #spoi Çünkü T nin anlattığı olayın başrolü kendisidir ve 10 yıldır mektup arkadaşı olan ve 6 ay sonra yüz yüze görüşeceği kişinin öğrencisi olduğunu fark eder.
T de Terra da yüksek lisans birinci sınıf ögrencisiydi.
T de Terra da bu akşam bir dolaba saklanmıştı.
T de Terra da asistanlarına teklifte bulunulduğuna
kulak misafiri olmuştu. Bana teklifte bulunulmuştu, ben
bir yüksek lisans dersinin öğretim asistanıydım.
T, Terra'ydi.
Adi Terra'ydi.
Ve Callum’un yani C’nin mailleştiği kişinin Terra olduğunu anladıktan sonra kıza kendisiyle alakalı mailler atmaya devam eder. Bu gerçek ortaya
Callum kaldırım kenarına park ettiği eski bir
Audi'den indi. Kaputun diğer tarafına geçti ve elindeki
kapkek kutusunu fark ettiğim anda o da beni gördü.
(Çiçek miçek istemem, bana kapkek alırsan randevumuz mükemmel geçmiş demektir.)
O kadar zaman geçmesine rağmen bu dediğimi hatırlıyor muydu? Kalbim göğsümü delip çıkacakmış gibi atarken, ona doğru koştum. O da giderek genişleyen o parıltılı gülümsemesiyle bana doğru yürüyor, adımlarını hızlandırıyordu. Üzerine atlayıp kollarımı ona doladım. Beni bir koluyla yakalayıp sımsıkı sardı ve enseme doğru nefes verirken dünyanın en tatlı sesini çıkardı.