“Dediğinde haklı, Rosie. Rüya gibi adamım. Gözünde canlandır ne kadar rüya gibi olduğumu."
Gözümde canlanan tek şey bekleme salonundaki başsız gövde oldu. "Şu anda duyusal yoksunluk çekiyorum. Kulaklarım su dolu. Sen benim için bir sesten ibaretsin."
"Rüya gibi bir ses."
İlk kitaba oran sayfa sayısı az olduğu için oldu bittiye getirilmiş gibi hissediyorum ki 60 sayfada yazar kadın haklarını bile savunmuş. Duyguyu, hüznü, arkadaşlığı ve aşkı sadece 60 sayfada yansıtmış. Bir yerde gözüm bile doldu. Uzun bir kitap olsaydı muhtemelem büyükannesini sırrını John ile paylaşacaktı.
Kısaca konusu hasta bakıcı olan Holly’nin arabasına sevgililer günü için bir motel kartı bırakılır. Bırakan kişi abisinin ricası üzerine sevgilisinin arabasına notu bırakacakken yanlış arabaya bırakıyor. Sonrasında kartın içinde otel odası anahtarı olduğunu öğrenince özür dilemek için aynı arabayı aramaya başlar. Abisinin yeni taşındığı binanın park yerinde görünce önce şaşırır ama sonrasında özür notunu sileceğin altına bırakır. İkilinin arasındaki not akışı bu şekilde başlıyor. Birbirilerini gördükleri anda hoşlanan çift notlardaki H ile J olduğunu öğrendiklerinde randevulaşıyorlar ve bu şekilde bitiyor. Biraz daha uzun olmasını isterdim en azından ilk kitap kadar olsa çifti daha çok okurduk. Başlangıçta hüzne boğan sonrasında “Mutsuzluğunun sorumluluğunu al ve hayatından memnun değilsen değiştir.” repliği ile okuyucusunun beynine darbe girişiminde bulunan en sonunda ise yüzde oluşturduğu gülümseme bile biten bir kitaptı sevdim.
Biraz abartılı gelebilir ama sanki karşımda bir peri ya
da ruh duruyormuş gibi hissettim. Çiçekler açıyor, kelebekler uçuşuyor ve aralarında aniden bu güzel ve etkileyici kadin beliriveriyordu.