Çook severek okuduğum bir serinin daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Ağlamalı, kendini yerden yere vurmalı, derbeder olmalı bir okumaydı. Hatırlayamama ve hatırlanmama sorunsalı
Şimdi kitap yorumumu spoi vermeden anlatacağım desem yalan söylemiş olurum malum 3. Kitap
Spoi istemeyenler ve seriyi okuyacak olanlar sağdan sağdan yorumumu okumadan ilerlesinler
Gelgelelim yorumuma; 2. Kitabın sonunda Bahar’ımız bir göreve gidiyordu ve Yağız’a söyleme fırsatı olmuyordu. Burada bie dipnot gireyim Bahar hamile. Tuzağa düşürülüp Yağız’ın düşmanları tarafından kaçırıldığında bebeğini kaybediyor ve bunun ağırlığıyla Yağız’ın yüzüne bakamaz hale gelir. Ki bence hamileyken göreve gitmek büyük riskti. Kendisini suçlamakta çok çok haklı.
Bahar kendi içinde savaş verirken Yağız intikam ateşiyle kavrulmaya devam ediyordur. Bir yanda kaybettikleri bebekleri diğer yanda büyük bir kararla intikam için Bahar’ı ardında bırakan Yağız..
7 ay boyunca hiçbir haber alınamayan Yağız geriye döndüğünde eski Yağız gibi değildir.
Yağız’ın kaybolduğu 7 aylık süreçte herkes onun öldüğünü düşünürken Bahar, cesedini görene kadar inanmayacağını diretir yeni bir görevde Yağız ile karşılaşır. Yağız’dan geriye bomboş bir kabuk kalmış bir haldedir ve kendi benliğini dahi hatırlamamaktadır.
Bir yanda kocasının onu hatırlamamasının acısını çekerken diğer yanda hatırlaması için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışan Bahar.
Gökhan ve Leyla, Aykut ve Sude, Emirhan ve Şeyma (Bu çifti bilerek en son yazdım Emirhan canım uçarı karakterim Kıskançlık hallerine ölmüşüm bitmişim bayılmışım. Benim için çok ama çok eğlenceliydi
Kısacası ben seriyi çok severek okudum. Askeri kurgu okumaktan keyif alanlar bu seriyi severek ve çok hızlı bir şekilde okuyacaktır. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Kitapla