Hâlâ zamanım varken ona bir şey söylemeliydim.
“Seni neden gönderdiğimi biliyor musun?” diye sordum ona. “Evet,” diye hıçkırdı Nessa. “Çünkü beni seviyorsun."
“Bu doğru,” diyerek iç geçirdim.
Nessa bir inci, ben ise okyanusun dibindeki çamurdum. O kusursuz ve saf, yetenekli ve zeki, bense eğitimsiz bir suçluydum. Korkunç
şeyler yapmış bir canavardım.
O akan bir nehirdi, güneş ışığında parıldıyordu. Ama gün geçtikçe suyu daha da derinleşiyordu. Bir göle
dönüşüyordu, sonra da bir okyanus olacaktı.
Ben onu görüyordum, o da beni.
Ben ölümdüm, o ise yaşam.