Bu seriyi okumaya başladığımda sade bir hikaye okuyacağımı düşünmüştüm. Ama sayfalar ilerledikçe kitap beni durdurup düşünmeye, hissetmeye ve hatta kendimle yüzleşmeye zorladı. Melody’nin sessiz dünyası, benim içimde hiç susmayan sorular uyandırdı.
Melody konuşamıyor, yürüyemiyor ama düşündükleri, hissettikleri ve hayalleri o kadar güçlü ki insan onunla empati kurmaktan kaçamıyor. Okurken çoğu zaman “Onu gerçekten dinliyor muyuz?” diye sordum kendime. Çünkü aslında bu kitap, sadece Melody’nin değil, görmezden gelinen herkesin hikâyesi.
En çok etkilendiğim şey, Melody’nin sabrı ve vazgeçmeyişiydi. Onun kendini ifade edebilmek için verdiği mücadele, bana sahip olduğum birçok şeyin farkında bile olmadığımı, aslında gündelik hayatta ne kadar çok şeyden şikayet ettiğimi hayatımdaki kolaylıkları görmediğimi bir kez daha hatırlattı. Bazı bölümlerde gözlerim doldu, bazı satırlarda kalbim sıkıştı. Ama kitabı kapattığımda içimde güçlü bir umut kaldı.
İçimdeki Melodi, engellerin bedende değil, bakış açılarında olduğunu hissettiren, hayatın ta kendisi olan kitap. Bittiğinde sadece bir hikâye okumuyorsunuz; daha anlayışlı, daha dikkatli ve daha empatik biri olarak kitabı kapatıyorsunuz.