Her eser bir yankı ister, der yazar. Bence bu eseri çok yankı yaptı ve yapmaya devam edecek. İslam'ın Dirilişi ve İslam'ın Çağrısı olmak üzere iki bölümden oluşan kitap, ince olduğu için bir günde kolaylıkla okunabilir. Bazı eski kelimelerle desteklenmesine rağmen bu okumayı zorlaştırmıyor. Çünkü günümüze yakın tespitlere epey yer verilmiş. Her Müslümanın ve İslam hakkında araştırma yapanların kesinlikle okumasını tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar :)
İslam medeniyetini doğru anlaşılır ve sade bir dille anlatmış. Diğer medeniyetleri ve kıtaları ayrı başlıklar altında ele almış. İslam prensiplerinin ölmeyeceği için ancak onunla hakikate ulaşılacağına dikkat çekiyor. Yazara göre, İslam bu çağda ve gerçekte din karakterini taşıyan tek din olduğu için dirilişini yapabilir. Bu dirilişi de yüzlerce ayetin bizi yönlendirdiği gibi düşünceden başlayarak yapabiliriz. "Düşüncede diriliş olmaksızın, inançta diriliş gelişemez. İnançta diriliş olmaksızın da duyuşta, duyarlıkta yani sanat ve edebiyatta diriliş başlayamaz.(s.25)"
Dirilişin aşamalarını örnekler üstünden anlatılarak hangi yollarla ilerlendiğinden bahsedilmiş. İslam'ın en gelişmiş sanatı olan edebiyatın da altını çizmiş. "Edebiyat küçümsemesini yıkalım. Genç şairleri, transandantal(dünyaya bir nevi dünya dışından bakabilme yetisi) sanata doğru akıtalım.
Ey Dicle, Ey Bağdat, Ey Şam!
Ey Fırat, Ey İstanbul, Ey Diyarbakır!
Ey Nil, Ey Mısır!
Ey aydınlık şehir Medine, nerede senin, kelimeleriyle, ürpertili sesleriyle, insanlığı, bal rengi bir insanüstüler bölgesine ilhamın yüce dünyasına çeken şairlerin?(s.47)"
Son bölümde ise bir Müslümana bir Yahudiye bir Hristiyana bir tanrıtanımaza İslam'ın çağrısını sunmuş.
"...Göğün tanrı ülkesi, yerin insan ülkesi olmayıp hepsinin Allah'a ait bulunduğunu öğrendiğinde dine