Bu çağın insanı olmak imtihan olarak hepimize yetiyor ne yazık ki.. Özellikle Aksa Tufanından bu yana, son günlerde de vahşet dosyası olan epstein olayları bardağı taşıran son damla artık .. bunca vahşeti, sapkınlığı, ahlaksızlığı, vicdansızlığı durduramamak; ah vah edip edip köşemizde oturmak da en acı olanı .. yazan yazsın çizen çizsin dua eden dua etsin ama yeter ki susmayalım. Köşemizde oturmayalım , evet hayat devam ediyor olabilir ama bunca vahşeti unutmadan yaşayalım hayatı. Daha bilinçli daha şuurlu daha ahlaklı bir nesil yetiştirebilmek için çabalayalım ve önce kendimizden başlayalım . Her türlü kötülüğü ve ahlaksızlığı meşrulaştıran tv programlarına, her geçen gün daha da tehlikeli hale gelen teknolojiye, bize bahşedilen en büyük nimet olan aklımızı saf dışı bırakan yapay zekalara(!) bağımlı kalmayalım. Sadece bazı ülkelerin markalarını değil, helal ve temiz olmayan her şeyi boykot edelim. Harama ve pisliğe sürükleyen her türlü ideolojiyi, fikri, sistemleri ve insanları(!).. Her çağda bu denli vahşetler yaşandıysa mutlaka ses çıkaran olmuştur . Biz de bu çağın ses çıkaranları olmak zorundayız. Kalemimizle , fikrimizle, aklımızla, ahlakımızla, idrakimizle, yetiştireceğimiz nesille..!
‘Ya Rabbi, ben doğru bir iş yapmış olsam bile nefsime pay istemiyorum !’
Bu cümle insanı değersizleştirmez , bilakis onu ahlaki olarak güveli bir zeminde tutar.
Mâûn sûresi; ibadeti ahlakla buluşturmayan bir psikolojinin nasıl içten içe çürüdüğünü gösteren rehabilitasyon çağrısıdır. Namazın şekli ile kalbin hâli arasında köprü kurmayı , dîni söylemlerle davranışlar arasında tutarlılık sağlamayı öneren ilâhi bir kurtuluş reçetesidir.