sezem

O mektuba dair ne diyeceğimi hâlâ bilmiyorum, hâlâ düşünemiyorum. Kim olduğuna, neden böyle olduğuna dair tüm cevaplar orada vardı, ama öğrenmek işkenceydi artık. Böyle yapayalnız ölmesini hayal etmekte zorlanıyorum; bize özür borçlu olduğunu düşünerek gitmesi daha da beter; sana, bana, tüm sevenlerine rağmen kendisine belletilenlere körü körüne inanarak ölmesi ise bana ömrümün faydasız olduğunu, tek önemli görevimde çuvalladığımı hissettirdi.
Sayfa 855·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
''Bu gidişle yüz yaşına geldiğinde kendine yemek yapabileceksin.'' ''Kendime yapmak ne demek? Sen gelip yapacaksın'' diye cevap verdim ve bana tuhaf, kederli bir gülümsemeyle baktı ama bir şey demedi, söylememiş gibi yapmam gerekecek bir şey demesine fırsat vermeden konuyu değiştirdim. Hep geleceğe yönelik planlar, hayaller kuruyordum ki onlara bağlansın ve ben de sözünü tutmasını isteyeyim. Fakat çok dikkatliydi, hiç söz vermedi.
Sayfa 848·Kitabı okudu
O aylarda ne yapmaya çalıştığımı, yaşamak istemeyen bir insanı yaşatmanın ne kadar zor olduğunu düşündüm. Önce mantıkla giriyorsun (Uğruna yaşanacak bir sürü şey var), sonra suçluluk hissini yokluyorsun (Benim hatırım yok mu?), o sökmezse öfkeyi, tehditleri, yakarışları deniyorsun (Bak ihtiyar bir adamım ben, yapma bunu bana). Ama bir kere tamam derlerse, azmettirici olarak senin kendini kandırma sürecin başlıyor, çünkü ona ağır geldiğini, yaşamayı hiç istemediğini, var olmanın dayanılmaz ağırlığı altında ezildiğini görüyor ve her gün kendine tekrarlıyorsun: Ben doğrusunu yapıyorum. Onu istediğini yapmaya bırakmak doğanın ve aşkın kanununu çiğnemek demek. Atlıyorsun mutlu anların üzerine, kanıt olarak gözüne sokuyorsun -Bak işte bu yüzden yaşamaya değer. Bu yüzden yaşamaya zorluyorum seni- ama o bir an, diğer tüm anları, anların büyük çoğunluğunu telafi edemiyor.
Sayfa 844·Kitabı okudu
''Jude'' diyor Harold ona usulca. ''Ah Jude. Canımın içi.'' O anda ağlamaya başlıyor çünkü ona kimse canımın içi demedi, Luke Birader'den beri. Willem bazen canımın içi, tatlım demeye kalkışırdı, o da engel olurdu; bu sevgi sözü onun için kirli bir aşağılanma, ahlaksızlık demekti. ''Canımın içi'' diyor Harold tekrar ve söylememesini istiyor, hep söylemesini istiyor. ''Oğlum benim.'' Ağladıkça ağlıyor, olduğu her şey için, olabileceği her şey için, bütün eski acılarına, bütün eski mutluluklarına ağlıyor, nihayet bir çocuk olmanın, çocukluğun bütün kaprislerini, isteklerini ve güvensizliklerini sergilemenin, yaramazlık yapıp affedilme ayrıcalığının, şefkat ve sevgi lüksünü tatmanın, o tabağın bitecek olmasının, bunca yıldan sonra bir annenin, bir babanın güven telkin eden sözlerine inanmanın, tüm hataları ve nefretine rağmen, hatta tüm hataları ve nefreti yüzünden özel bir insan olduğuna inanmanın utancı ve sevinciyle ağlıyor.
Sayfa 833·Kitabı okudu
Hepiniz unuttunuz mu? diye sormaya içi gidiyor. Unuttunuz mu onu? Ona nasıl muhtaç olduğumu unuttunuz mu? Onsuz nasıl yaşayacağımı bilmediğimi unuttunuz mu? Kim söyleyecek bana şimdi ne yapacağımı?
Sayfa 829·Kitabı okudu