İnsana gelince…
Ona verilen bütün hisler, kabiliyetler ve duygular; yalnız yaşayabilmesi için değil, Rabbini tanıması (marifetullah) ve O’nu sevmesi (muhabbetullah) için verilmiştir.
Aclûnî’nin rivayet ettiği kudsî beyana göre: “Ben gizli bir hazine idim; bilinmeyi sevdim. Mahlûkatı yarattım ki bilineyim.”
Evet, çünkü bu kâinat sarayı; rahmetle yoğrulmuş, cemâl ile süslenmiş, muhabbetle ayakta duran bir hakikatler mecmuasıdır.
Eğer Cemâl görünmek istemeseydi, bu derece sanatlı ve hikmetli bir âlem yaratılmazdı.
Eğer Kemâl bilinmek murad etmeseydi, insana akıl, his ve idrak verilmezdi.
Eğer güzellik sevilmeyi istemeseydi, kalbe muhabbet yüklenmezdi.