Televizyonda söylüyorlardı geçen, karadelikler yakınlarındakı yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. Insanlar da içlerinin karanlıĝını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. anlasana, herkes birbirinin katili. Ama sorsan, herkes Çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insan? Şunu kafana sok artık, kőtűlük bu türün hamurunda var.
Ama tabii hatırladıklarımız gördüklerimizin tıpatıp aynısı olmuyor. Olmasını istediĝimiz, olmasından korktuğumuz ya da olduğunu sandığımız şekilde hatırlıyoruz hadiseleri. Oldukları gibi deĝil.
Çözülen bir yumaktan ziyade, giyilmekten yıpranmış eski bir hırkayı sökmeye benziyor hatırlamak. Her an olmadık bir noktada düĝümlenebilir ip. Kopabilir oradan.Ve bir kere koparsa, baĝlansa da aynı olmaz artık. Irtibat şart, rabıta mühim, ihtimam esas. Usul usul, usulünce çözmek icap ediyor. Her bir ilmeĝi sabırla açmak.