İnsanın kendi hayalini, başka hiç kimseye hesap verme zorunluluğu duymadan, paylaşmadan ve tartışmadan, hiç kimseyi inandırmak zorunda kalmadan ama aynı zamanda bir inanca dönüştürecek denli kesinleştirip granitleştirdiği anlar vardır. […] Bu katılaşma anları aynı zamanda yalnızlaşma anlarıdır.
Camiyse öyle değildir. Aramızdadır, bize benzer, evimize benzer ama aynı zamanda aramızda manevi bir geçide ve yarığa dönüşerek yer alır; bizim tinselliğimize bedenselliğimizden daha çok benzer; rasyonel bir maneviyatçılığı vadeder.
Beden ve tinin, iç içe iki kaşık gibi birbirlerine eriştikleri bir ara yüz hep vardır ve anlamlı mimari maddeyi anlama doğru itme çabasıyla bu ara yüzü tatmin etme amacına yönelir.