Evde bilgisayar olması, bilgiye ve araştırmaya önem vermenin göstergesi kabul ediliyordu. Başta arama motorları olmak üzere çeşitli araçlardan ve bilgi kaynaklarından hep olumlu şekilde söz ediliyordu. Ama geçen yıl üniversitede, bu konu ile ilgili bir sohbet sırasında, hocalarımızdan biri kaygılarını dile getirmiştir. "Göreceksiniz" demişti "en geç on yıl içinde, yeni yetişenler, insanlığın ulaştığı araştırma mı düşünme düzeyinin gerisinde kalacaklar. Matbaadan önceki kitapsız dünyanın söylenti ve dedikodu özellikleri geri dönecek."
Ona katılmamıştık, itiraz etmiştik. Bilgiye kolay ulaşmanın, araştırmaları kolay yapmanın faydasından söz etmiştik. Ama hoca, internetin araştırmayı kolaylaştırdığı kadar, araştırma anlayışını bozduğunu, kaynak güvenilirliği ve kanıt arama gibi kaygıları azalttığını ileri sürmüştü.
Sonra oğlumun üye olduğu bazı siteler girdim. Şifre gerektiği için hepsini ayrıntılı inceleyemedim ama dehşetle fark ettim ki, gençlere kolay intihar yöntemleri öğretmekten bomba yapımına kadar herşey vardı bu sitelerde. "Değer" diye bildiğimiz her şeyle dalga geçiliyor, nihilist, boş ve yaşamaya değmeyecek bir dünya modeli çiziliyordu.
Türkiye'de kadınların seçme seçilme hakkının Avrupa'daki birçok ülkeden önce aldığını, üniversite hocalarının yüzde kırkının kadın olduğunu anlatacaktım. Bu ülkede yarım asırdan fazladır fes giyilmediğini, erkeklerin dört kadınla evlendiğini, Türklerin Arap olmadığını, İstanbul'da çöller ve develer bulunmadığını, kışın soğuktan herkesin kıçının donduğunu ve bunlar gibi bir sürü cümleyi ardı ardına sıralayacaktım.
...
Bu arada bütün yasal haklara rağmen pek çok kadının hâlâ dayak yediği, kadın sığınma evlerinin dolup taştığı doğuda genç kızların aile meclisi kararıyla idam edildiği gerçekleri de saklayaktım elbette. Çünkü bunları konuşmak milli gururuma dokunuyordu.