'Willem, Jude'un Hikâye Anlatmasını Dinlerken' diyor içinden ve tablo gözünün önünde belirmeye başlıyor: Willem'in yüzü, Willem'in tebessümü, ama Willem ona bakmıyor, başka yere
bakıyor. Ya resimdeki Willem aslında onu arıyorsa diye düşünüyor. Ansızın içinden tablonun sağında durmak, Willem'in görüş açısı içinde bir sandalyeye oturmak, o tabloyu hiç yalnız bırakmamak geliyor. Willem şurada, konuşmayıp sadece
dinleyerek sonsuza dek hapsolmuş durumda. Kendisi ise burada, hayatın içinde, o da hapis. Tablosunda yapayalnız duran, boş müzede gecelerce onun bir hikâye anlatmasını bekleyen Willem'i düşünüyor.