Arzu

Arzu
@shopsever
Grafiker
İzmit
Trabzon, 5 Ağustos
859 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·312 syf.··
2026 35. kitabı
TAŞ KÂĞIT MAKAS #kitapyorumu "Oyuncuların hepsi her zaman sahnede değildir. Kimileri normal insan kılığında aramızda dolaşır." Hikâyemiz on yıllık bir evlilik, ömürlük sırlar ve yalanlar üzerine kurulu, tekinsiz bir yıl dönümü tatilini ve bu tatilin arkasındaki gizemi anlatıyor. Psikolojik gerilim türünde olduğu için ayrı bir ilgiyle başladım kitaba. Ve ters köşelerin hakkını da sonuna kadar veriyor baya iyiydi şaşırtmakta. Okurun zihniyle oynamayı seven bir yazar. Hikayeyi hem Adam'ın hem Amelia'nın gözünden anlatıp araya bir de geçmişe ait gizemli mektupları serpiştirerek muazzam bir gidişat oluşturmuş. Daha ilk bölümden de bir tekinsizlik hissediyoruz. Tam bir karaktere hak verecek ya da onu suçlayacakken, diğer bölüme geçip aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyoruz. Karakterlere dair öyle detaylar verilmiş ki kimin gerçeği saptırdığını kestiremiyoruz. Oluşturduğu olay örgüsünü ve baştan sonaki gidişatı baya beğendim. Adam, yüz körlüğü hastalığı olan bir senarist. Kendi karısının bile yüzünü ayırt edemeyen bir adamın gözünden dünyayı ve evliliği izlemek sürekli bir acaba doğru mu görüyor, yoksa manipüle mi ediliyor sorularını oluşturdu bende. Amelia ise Adam'a kıyasla daha gizemli, ne yapacağı kestirilemeyen ve ilk andan itibaren şüphe uyandıran bir karakterdi. Ve bir de yıl dönümü mektupları var. Adam'ın karısı tarafından her evlilik yıl dönümünde yazılan ama ona hiç okunmayan mektuplar. Her sayfada kendi tahminlerimden şüpheye düştüm. Karakterlerin hem kendilerinden hem de birbirlerinden sakladıkları sırlar yüzünden kime inanacağımı bilemedim asla güven vermiyorlardı. Bir de İskoçya'nın ücra köşesindeki bir kilisedeler, kar nedeniyle yollar kapanmış, dış dünyadan tamamen kopmuş haldeler, kaçamazlar bu da gerilimi haliyle artırıyor. Bir oturuşta
1000Kitap
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
TOZLU PEMBE 2 #kitapyorumu "Çok seversem iyileşir sandım," dedi. "Ama anladım ki ben çok sevdikçe o bu sevgi altında eziliyor." Ah Ayperi... çaresizliği, sevilmeyi hak görmeyişi ve Ömer’i korumak için ondan kaçma çabası... Sonrasında Ömer’in gittiği o sahne feci kalp ağrıtan türdendi. Ömer Seyirhan gittii ama giderken bile Ayperi’nin üşüyen ellerini, midesini yakan koyu çayını, tırnaklarını acıtan antepfıstıklarını ve hatta sinemada izlemek isteyeceği filmi bile ona emanet ederek gitti. Kalbimi bu kısımlarda bıraktım toparlayamadım. Edebileceği en şefkatli ama en yıkıcı vedaydı. Ayperi’nin de o otoban kenarında, çimleri kavrayarak yaşadığı o ağır içsel yıkım, geçmişin yükü altında ezilişi ve kendi çocukluğuna 'Git artık, taşıyamıyorum seni' diye haykırışı... Travmanın, kırılmışlığın ve aşka inanmak isterken kendi karanlığında boğulmanın acısı bundan daha vurucu anlatılamazdı. ​Ayperi, Melike ve Şeyma bir araya gelince kitabın o ağır havası bir anda dağılıyor, yerini tam bir kız kıza gıybet ve hazırlık neşesine bırakıyor. Ayperi'nin acılarıyla kaçarak değil, onları yakıp yıkarak vedalaşması ve özgürleşmesi muhteşemdi. Melike’nin o dur durak bilmez enerjisi ve Yavuz’un her şeye rağmen arkasından beliren o gizli, sıcak gülüşü... Aralarındaki bu didişmeli bağa bayılan tek ben değilimdir diye düşünüyorum. Sabırsızlıkla beklediğim bir aşk itirafı sahnesi vardı Muharrem ve Şeyma ikilisinden. Muharrem’in o içini kemiren kurtlara, sabrının son damlasına ve Şeyma’yı kaybetme korkusuna daha fazla dayanamayıp patladığı o an... Yıllardır birbirlerinin arkasından bakan o iki dikenin sonunda birbirine sarılması o kadar güzel ki. Hele o Trabzonspor maçı detayı... Muharrem, sen nasıl bir kralsın? Afili cümlelerden uzak, alabildiğine dürüst ve Karadeniz inadıyla harmanlanmış sevdası
1000Kitap
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026174 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 33. kitabı
GELGİT #kitapyorumu "Bazen hislerimi nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Sonra sen birden onları kelimelere döküyorsun." "Ne dedim ki?" "Enkaz içinde bir umut olduğumu söyledin. Ama o ışığı ortaya çıkaran sendin." Yazarın kalemiyle ilk kez tanışıyorum. Kitabın baskısına bayıldım ve içeriği de oldukça farklıydı. En başta ne kadar zoraki evlilik teması işlenmiş gibi dursa da sayfalarda ilerledikçe sizi şaşırtacak ters köşelerle doluydu. Kaleminin bu yönünü de ayrı sevdim. Daha ilk sayfalardan itibaren karakterlerin çaresizliğini, arkalarından dönen oyunları ve mecburiyetleri iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Babasının batmakta olan şirketini kurtarmak için kendi kızını feda etmesini okurken Sırma’nın hayalkırıklığına ortak olmamak imkansızdı. Sırma, karşısında devasa bir düşman beklerken çocuksu, naif ve elinde oyuncağı olan, sadece "babam derse..." diye yaşayan bir adam buluyor. Zoraki evlilik kurgularında genellikle karşımıza acımasız, sert ve baskın erkek karakterler çıkar ya; bu sefer durum çok başka, çok daha sarsıcıydı. Aras, 28 yaşında heybetli bir adam olsa da, geçmişte yaşadığı o korkunç travmanın ağırlığı altında ezilmiş, zihni kendini korumak için 6 yaşındaki bir çocuğun naifliğine sığınmış... Hikayenin bu yöne evrileceğini asla tahmin etmezdim. Sırma ilk başta hissettiği öfke ve çaresizlikle Aras'a sert çıksa da, onun bu savunmasız ve manipüle edilmiş saf halini gördükçe içindeki korumacı şefkat uyanıyor. İlerleyen bölümlerde Aras’ın bu durumunun arkasındaki gizem perdesi de aralanıyor. Aras’ın o büyük krizinin arkasındaki trajediyi ve babasının acımasızlığını okurken sayfaları nasıl çevirdiğimi bilemedim. Aras’ın dünyayı neden reddettiğini, zihninin neden 6 yaşında kalmayı seçtiğini çok iyi anladım. Sırma da tüm bu anlarda Aras'ın yanında oldu, hikayenin
1000Kitap
GelgitSu Akar · Juno Kitap · 202622 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 31. kitabı
AŞKA DÜŞÜŞ I #kitapyorumu + "Kız Kulesi ne kadar aptal, değil mi? Ona tepeden bakan kibirli Galata'ya âşık." - "Asla aptal değil. Sadece gözünün önündeki asıl sahip olduğu şeyi göremiyor, o kadar." ​Hikayemiz geçmişte yaşanan aynı trajik kaza yüzünden hayatları darmadağın olan iki yaralı adam Murat ve İlker ile lise yıllarından beri süregelen platonik aşkının peşinden giden Melek'in dramatik, sırlar ve kıskançlıklarla örülü aşk üçgenini anlatıyor. Yazarın kaleminin en güçlü yanı kesinlikle hikayeyi birden fazla karakterin gözünden aktarabilmesi. Karakterlerin iç seslerini öyle derin işliyor ki, okurlarına sadece olayları okutmayıp birçok duyguyu derinden hissettiriyor. Benzetme detayları da oldukça hoştu. İlker’in fırtınalı ruhunu yansıtan Tempesta (İtalyanca fırtına) kulübü, Melek’in kendi dünyasında sığındığı o 'civciv' lakaplı küçük arabası, Galata ve Kız Kulesi benzetmeleri... Melek’in yıllardır sakladığı o kırmızı kapaklı defter açıldı ve dökülen itiraflar sadece Murat’ın değil, okurken bizim de ciğerimizi söktü geçti. Lise koridorlarından başlayan tek taraflı bir aşktan söz ediyoruz. Sırf onunla aynı şehirde olabilmek için üniversitesini değiştirip İstanbul’a gelecek kadar büyük. Başlarda Melek'e şans veriyor Murat ama sonrasında defteri okumasıyla Melek’e umutlanma deyip hayatından itiyor, Melek’in masumiyetini kirletmekten korktuğu için uzak durduğunu belirtiyor kızı da yakıp yıkıyor, diğer yandan da kızı İlker’le görünce kıskançlığı tutuyor. Murat'ın bu dengesiz ve bencil tavırları beni okurken deli etti. Melek'in bir yerden sonraki gururu ve Murat'a karşı ki dik duruşunu sevdim. Murat’ın kıskançlık krizine girip ona hesap sormaya çalıştığı an, mesafeyi kapatıp omuzunu pışpışlayarak adam olmadığın dışında tabii deyişi kurgunun en asil anıydı. Başkasına
1000Kitap
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202634 okunma
Puan vermedi·688 syf.··
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 01:59
Muazzam bir baskı! Yazarın hem kurgu hem de anlatım dili olarak yazmış olduğu en iyi kitap olduğunun altını çiziyorum. Zirveydi kesinlikle, kaleminin fantastik yönüne bayıldım. Öncelikle konusu çok ilgimi çekti. Rena, yansımasını kaybediyor aynaya baktığında kendini göremiyor. Bir sabah uyandığında da kendi yansıması yine yok ama karşısında bir başkası duruyor. Düş ve Kâbus Sarayı'nın efendisi Aryen. Tabii bunu Rena'ya söylemiyor ancak bilmecesine cevap verdiği takdirde kim olduğunu öğrenebileceğini dile getiriyor. Bilmeceye cevap verdiğindeyse Aryen aynanın esaretinden kurtulurken lanetin sıradaki kurbanı Rena oluyor. Aryen ile bir anlaşma yapıyorlar ve birlikte Aryen'in diyarına adımlarını atıyorlar. Orada Rena'yı bekleyen çok fazla gizem ve çözmesi gereken sırlar vardır hem kendi kaderini hem de tüm diyarınkini belirleyecek. Tür fantastik olunca belli başlı konularda beklentiye giriyorum ister istemez. Bu kurgusu olsun, karakterleri, onların birbirleriyle nasıl iletişimde olduğu, orjinalliği yaşanılan olayların vay be diyebileceğim seviyede olup beni şaşırtabilmesi gibi ve bu beklentilerimin hepsi de karşılandı. O kadar çok severek okudum ki her sayfadan ayrı keyif aldığımı söyleyebilirim. Aryen ve Rena en başta sürekli birbirleriyle ters konuşuyorlar tartışma hali içindeler bu döngü bir süre sonra değişiyor yerini çekime bırakıyor. Bilmece detayları çok hoşuma gitti kurguya ayrı bir hava verdiğini düşünüyorum. Yan karakterler de oldukça ön plandaydı. Erin ve Enfer okumaktan en fazla keyif aldığım ikiliydi sürekli kavga edişleri beni krizleri soktu. Ayas çok değişikti başta severken sonra değişti bu durum onun için karmaşık duygulara sahibim. Gidişat baştan sona çok iyi ayarlanmıştı. Bazı bölüm sonlarında neye uğradığımı şaşırdım ki final tadındaydı. Neyseki öyle
1000Kitap
Yozlaşmış Harabeler IEmre Gül · Guardian Yayınları · 2026541 okunma