AŞKA DÜŞÜŞ I #kitapyorumu
+ "Kız Kulesi ne kadar aptal, değil mi? Ona tepeden bakan kibirli Galata'ya âşık."
- "Asla aptal değil. Sadece gözünün önündeki asıl sahip olduğu şeyi göremiyor, o kadar."
Hikayemiz geçmişte yaşanan aynı trajik kaza yüzünden hayatları darmadağın olan iki yaralı adam Murat ve İlker ile lise yıllarından beri süregelen platonik aşkının peşinden giden Melek'in dramatik, sırlar ve kıskançlıklarla örülü aşk üçgenini anlatıyor.
Yazarın kaleminin en güçlü yanı kesinlikle hikayeyi birden fazla karakterin gözünden aktarabilmesi. Karakterlerin iç seslerini öyle derin işliyor ki, okurlarına sadece olayları okutmayıp birçok duyguyu derinden hissettiriyor. Benzetme detayları da oldukça hoştu. İlker’in fırtınalı ruhunu yansıtan Tempesta (İtalyanca fırtına) kulübü, Melek’in kendi dünyasında sığındığı o 'civciv' lakaplı küçük arabası, Galata ve Kız Kulesi benzetmeleri...
Melek’in yıllardır sakladığı o kırmızı kapaklı defter açıldı ve dökülen itiraflar sadece Murat’ın değil, okurken bizim de ciğerimizi söktü geçti. Lise koridorlarından başlayan tek taraflı bir aşktan söz ediyoruz. Sırf onunla aynı şehirde olabilmek için üniversitesini değiştirip İstanbul’a gelecek kadar büyük. Başlarda Melek'e şans veriyor Murat ama sonrasında defteri okumasıyla Melek’e umutlanma deyip hayatından itiyor, Melek’in masumiyetini kirletmekten korktuğu için uzak durduğunu belirtiyor kızı da yakıp yıkıyor, diğer yandan da kızı İlker’le görünce kıskançlığı tutuyor. Murat'ın bu dengesiz ve bencil tavırları beni okurken deli etti. Melek'in bir yerden sonraki gururu ve Murat'a karşı ki dik duruşunu sevdim. Murat’ın kıskançlık krizine girip ona hesap sormaya çalıştığı an, mesafeyi kapatıp omuzunu pışpışlayarak adam olmadığın dışında tabii deyişi kurgunun en asil anıydı. Başkasına