Herkese merhaba
Ben öykü okumayı hep sevmişimdir. Farklı farklı dünyalara yolculuk yapmak ,hem de tek kitabın içinde. Bence inanılmaz tatmin edici bir duygu ..
Oysa Hiç Karşılaşmamıştık 23 tane farklı hayat anlatan öykülerden oluşuyor. Modern Türk edebiyatında bireyin iç dünyasına, gündelik hayatın içindeki ince detaylara ve insan ilişkilerinin görünmeyen yüzlerine odaklanan hikayeler bunlar.
"Oysa Hiç Karşılaşmamıştık" ismi, daha ilk bakışta rastlantılar, yaşanamamışlıklar ve melankolik bir hava yaratıyor . Mine Ölce’nin dili genellikle sade ama duygusal yoğunluğu yüksek bir tonda.
ayalnızlık ve yabancılaşma ,modern şehir hayatı içinde insanların birbirine teğet geçmesi ana temalardan.
Karakterlerin geçmişle hesaplaşmaları veya hiç gerçekleşmemiş anıların özlemini duymalarıyla ilgili sorunları var genelde.Büyük olaylardan ziyade, bir bakışın, bir sessizliğin veya küçük bir nesnenin etrafında örülen derin anlamlar çıkarabilirsiniz.. Kalabalıklar içinde bile birbirini görmeyen insanlar yaşamın içinde yer aldıkça Hiç bitmeyecek bir yalnızlık..
Birkaç öyküde annenin Alzheimer olmasıyla yaşanan duygu yoğunluğu çok geçiyor insana .
En sevdiğim birkaç oykuden bahsedeyim..
Neriman Teyze ,yazılarını yazmaya çalışan kadının yapayalnız kalmış ev sahibiyle birbirlerinin yüreklerine pansuman yapmaları ınsanın içini ısıtan bir hikaye.
Nar Sonatı, yolları ayrılmış iki kardeşin buluşma hikayesi ..
Hulusi Beyi beklerken,bir ayakkabının sahibini bekleme hikayesi ..
Hophop ve Shrek ,bir öğrencinin okul parasını çıkarmak için, dogumgunlerinde,kostüm giyerek çalışmasını anlatan bir hikaye .
Bu hikayelerde bazen bir ayakkabı, bazen bir resim ,bazen bir kedi de hikayeyi anlatan olabiliyor yani ..Sürprizler Hiç bitmiyor hikayelerde .Gülerken birden gözden yaş akabilirken, tam