Sevgili öğretmenim ..
Sevgili diyorum çünkü sizi seviyorum .. Ama sayamıyorum öğretmenim bir yapım eki koyamıyorum gövdeme..
Parmaklarımın ucu henüz 10 yaşına girmeden nasırlaştı.Kalem tuttuğum için değil kalemi parmaklarıma zincirlediğim için.. Kitapları seviniz diyordunuz oysaki ..
Sev gi -siz-(lik) eki getiriyorum burada öğretmenim. şimdi karıştırıyorum ; sevgi mi siz yoksa sevgisiz mi ben, anlayamıyorum.. Bu arada bana söylediğiniz sözü de unutamıyorum.
Dün gece yastığımın kapısı çalındı. Hafiften aralayım dedim.İçerde böylesine fırtınalar kopacağını bilseydim iki kere kilit vururdum o kapıya.
--Yuhh yuhhh.. (Arkadaşlar bakın bu o çocuk yuuhh yuuhh )
Elim gözlerimin arasında değil artık utanamıyorum bile çünkü neden utandığımu bilmiyorum .
Ama sesler gittikçe derinleşiyor sanırım dibe batıyorum ..
Oysa insan en çok battığı yerden kuyu olmaz mı kendisine..
Yankılar.. bekleyişler .. arayışlar.. kimsesizler
şiii. sessiz olun etrafımı sardılar bu sefer hissediyorum ..
Öğretmenim siz de duyuyor musunuz.. Öğretmenim hadi uyanın bakın bir sözünüz ile nerelere kadar geldim ben..
...
Dün gece babamın gözlerinde zezeyi gördüm biliyor musunuz?
Ağzı böyle kocaman açılıp kapanıyordu. Dişlerini fark ettim o an , güzel olduklarını.. sonra çeyiz sandığı gibi saklanılan, eskimesin diye bir kareye sıkışan anılar var ya .. hah hemen onları karıştırdım.
Bu karede değildi bu dikdörtgenin içinde hiç olmaz ..
işşte buldum bu dairenin içinde sıkışmış olabilir diye çok incelemedim ama babamın ağzı bile kıprdamamıştı. Yoktu babamı hiç gülerken yakalayamamıştım. Oysa bizim deredeki kurbağaların boğazından sıkarken bile güldüklerini görmüştüm onların. Ne yani babamın da mı boğazını sıkmalıyım ahh hayırr bu hiç komik değildi biliyorum.
Ama şunu anladım gülmenin bir köşesi yok o yüzden