Beyaz Diş,uzun zamandır kitaplığımın bir köşesinde öylece durup okunmayı bekleyen bir kitaptı.Okurken çok sıkılacağımı düşündüğüm için sürekli olarak bir kenara atıp başka eserlere şans tanıyordum ancak okumaya başlayınca fark ettim ki yanılmışım. Bu kadar geç okuduğum için pişmanlık duyduğum bir eser oldu.Kitabın ilk sayfasından itibaren "Acaba sonra ne olacak?" diyerek heyecanla okumaya devam ettim. Beyaz Diş, köpek bir anne ve kurt bir babadan olan melez bir yavrudur. Benliğinde hem bir köpeğin hem de bir kurdun karakteristik özellikleri bulunmaktadır.
Doğumundan kitabın bitişine kadar yavru kurdumuzla müthiş bir bağ kurdum. Sanki kendi ailemin bir parçasıymış gibi onu sevdim ve içselleştirdim. Acımasız ve vahşi doğaya karşı doğduğu andan itibaren verdiği mücadelesine, vahşi doğadan kopup insanların arasında büyümeye ve yaşamaya çalışmasına ilgi ile tanık oldum. Okurken bir kurtla empati yapıp tüm zorluklara karşı onunla birlikte mücadele verip hayata onun gözüyle baktım. Fark ettim ki kurtların ve köpeklerin karakterlerinde de insanlardan yansımalar mevcut.Kurtların ve köpeklerin karakterlerinde de insani duygular ve yaratılış gereği insana benzeyen özellikler var. Onların da bizler gibi kederleri,sevinçleri ve kavgaları var. Dikkat ettiğim bir diğer nokta ise yaradılış gereği içimizde bulunan özellikler zamanla şartlara göre değişkenlik gösterebilmekte,kabına göre şekil alabilmektedir. Karakter, içinde bulunduğu şartlara göre hamur gibi yoğrulabilmektedir. Beyaz Diş'in kendisine sahip olan insanlara karşı tutumundan bunu anlayabiliriz çünkü her birine karşı farklı duygular beslemekteydi. Sahipleri içerisinde gerçekten sevdiği Scott'a ayrıca değinmek isterim. Ona bir şans verdiği, sabırla insanlara ayak uydurmak üzere eğittiği, onu gerçekten sevdiği,samimi