Empati, kendini başkasının yerine koymak değildir bence. Kendini asla başkasının yerine koyamayacağının farkında
olmaktır. Ateşin düştüğü yeri yaktığını bilmektir, herkesin
hikâyesinin özgün ve değerli olduğuna inanmaktır.
İnsanlar
içten içe, 'Ne yani, benim inancım, kimliğim herkesinkiyle
eşit mi? E, o zaman benim hiçbir özelliğim, üstünlüğüm
kalmıyor; herkesle inançta, kimlikte eşitlenirsem ben ne bok
yiyecem, benim bu kimliklerden başka bir niteliğim yok ki!
Biterim lan ben!' diye düşünüyor. Din sadece 'din' değil
çünkü, kimlik de sadece 'kimlik' değil. Her biri gücü, otoriteyi, iktidarı sembolize ediyor. Her şey tam bir aldatmaca
yani.
Barış dediğimiz şey insanların kavuşmak için çırpınıp
bir türlü ulaşamadığı, hasretlik çekilen sevgili değil ki. İnsanlar gerçekte barışı istemediği için barış yoktur. Dediğim gibi,
eşitlik birçokları için ürkütücüdür, bu nedenle 'barış' kadar
İnsanların tüylerini diken diken eden çok az kavram vardır
aslında.
Soktuğumun liderlerinin, dini önderlerinin barış,
eşitlik gibi bir derdi yok Caner. Kendi dinini, kimliğini, çıkarlarını herkesle eşit kabul etme düşüncesi bile birçok insanı tedirgin etmeye, öfkelendirmeye yetiyor aslında.