Bazı insanların pek garip bir hürriyet anlayışı var. "Hudutsuz hürriyet yoktur, her hürriyet, başkasının hüriyetiyle hudutludur”, hükmünü işlerine geldiği gibi tefsir ediyor ve kendilerine biraz fazla "hürriyet" bahşederek hoşlarına gitmeyen her hareketi, hatta her temayülü zincire vurmayı tavsiye ediyor, bunu haklı gösterebilmek için de en basit hürriyet tezahürlerine "anarşi" damgası vurmaktan çekinmiyorlar.
Evet, hürriyet başkasının hürriyetiyle hudutludur. Fakat cemiyet hayatında bu "başkası"nın hürriyetinin hudutları nedir? iktidarı ellerinde tutanlar, bunu sarsabilecek her şeyi kendi hürriyetlerine tecavüz saymakta haklı mıdırlar? O zaman her müstebit idarenin, bir bakımdan, hürriyet prensiplerine pek sadık olduğu neticesine varmak lazım gelirdi. Geniş kitle, sadece devletin emrettiğini yahut devletin işine geleni yapmakta hür olursa buna hürriyet demek biraz güçtür.
"unutmak ve bağışlamak arasında ne fark var?"
"bağışlarken kişi herşeyi unutuyor. Ama Yanlızca unutmakla, pek çok kez insan yeniden anımsamaya başlıyor"
Yetişkinlerin savaştığı, bombalar attığı, birbirini kesip doğradığı, acımasızlığın kol gezdiği bir dünyada gençlerin yurtsever, dine bağlı, uslu, terbiyeli olmaları söz konusu değildir.