Sidre’t-ülVera

Sidre’t-ülVera
@sidretulvera
Ama onlar, fiziken yan yanayken, aralarındaki şey, o, fiziğin ötesindeki şey öyle güçlüydü ki, ben oturup kahvemi yudumladığım uzak köşeden, apaçık, canlıymışçasına hissedebiliyorum onu. Belki de ehl-i aşk olduğumdan, ehl-i aşk olmak dışında bir yeteneğim olmadığındandır. Çünkü aşk, canlıdır. Dokunursun, tutamazsın. Yaslanırsın, dayanamazsın. Hep kayıp gitmek gibi, gidip gidip varamamak gibi..”
Sayfa 92
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İkisinin bakışları buluştuğu anda anladım. Elleri tokalaşmak üzere birbiriyle buluştuğu, ama gözlerini ayrı yöne bir türlü çekemedikleri, ve kendilerine bile itiraf edemedikleri bir azap duymaya başladıkları ilk anda, anladım.
Sayfa 91
Kalbim camdan yapılmış gibiydi; kırılmadı, tuzla buz olmadı, ama ortadan ikiye ayrıldı. Ben kalbimin hangi tarafında kaldığımı bilemedim.
Sayfa 86
İnsanlar ekseriya böyledir; zihinlerinde bir şeye karar verir, sonra ona doğru olup olmadığını bile sorgulamadan inanırlar.
Sayfa 84
Nur’un elinden her şey, biraz geliyordu. Buna rağmen, bütün olan oydu. Muhteristi, ehl-i aşk idi, ama alevleri dışarıdan değil, içeriden yanıp tutuşuyordu. Kendisinde başlayıp kendisinde bitiyordu. Varlığı kendisi dışındaki hiçbir şeye bağlanmıyordu.
Sayfa 65