Bakara 155-156: (Ey mü'minler! İtaat edeni isyan edenden ayırt etmek için) andolsun ki sizi hem biraz korku ve açlıkla hem de mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. (Ey Resûlüm!) Sabredenlere (lütuf ve ihsanımı) müjdele! Öyle ki onlar, kendilerine bir bela geldiği zaman ancak: "Biz Allah için (teslim olmuş kullar)ız ve elbette biz, (yine) O'na döneceğiz." derler.
Çünkü gelen her türlü afet ve musibet, Allah'ın bilgi, irade ve takdiri dâhilindedir. Sabretmek ise, insanın Allah'ın takdirine boyun eğmesi ve günah teşkil eden arzularına engel olmasıdır.
O halde beni (ibadet ve itaatle) hatırlayın ki ben de sizi (sevap ve mağfiretle) anayım; bana şükredin (ibadetsizlik ve itaatsizlikle) bana nankörlük yapmayın.
İnsanlardan bir kısmı sahip olduğu dünyalıklarla sevinmekte, övünmekte, diğer bir kısmı da maddî/teknolojik ürünleri icat edenleri veya kendisinde güç görüp kahramanlaştırdığı şahsiyetleri övmekte ve onları şükranla anmakta iken; buna karşılık kendisini yaratan ve sayısız nimetler lütfeden Allah'ın yüceliğini ve O'na şükrünü, kulluk borcunu unutmaktadırlar ki bu da tam anlamıyla nankörlüktür. Allah'a ibadet ve itaatle şükrü yerine getirmek nimeti artırır, basireti açar, berekete vesile olur. Emirlerine muhalefet etmek/karşı çıkmak ve itaatsizlik ise küfür ve nankörlük olup azabı artırır.
Hıristiyanlar, Allah Resûlü'ne: "Biz vaftiz yapılarak Hıristiyanlık ile boyanıyoruz, sizin renginiz nedir?"diyorlardı.
138. (De ki: "Biz) Allah'ın (İslâm) boyasıyla (boyanmışızdır).* Boyası Allah'ınkinden daha güzel olan kim olabilir ki? Biz ancak O'na kulluk edenleriz."
* Allah'ın boyasıyla yani İslâm ile boyanmak demek; şirk, küfür, nifak, büyüklenme ve benzeri pisliklerden arınmak; hayat tarzını, Kur'an'a/İslâm'a göre düzenlemek ve onu öze/temele yerleştirmektir.