"Tevazu hali, diğer erdemlerden farklı olarak pozitif ya da negatif bir anlam ifade etmez. Özünde sadelik ve yalınlığı barındırdığı için nötrdür, normal olandır. Tevazu temel bir erdem olması nedeniyle iki adet tali ahlakı doğurur, artı ve eksi yönde iki kutbu bulunur. Şöyle ki tevazunun azlığı kişide kibri meydana getirir. Kibir, kişide olmayan meziyet ve özelliklerin varmış gibi gösterilmesi olduğu için artı kutbu temsil eder. Tevazunun fazlalığı ise zilleti yani ezikliği ortaya çıkarır. Bu da kişinin sahip olduğu artıları gizleyen bir ahlak olduğu için eksi yani negatif kutbu simgeler."
"İslam filozofları faziletin de reziletin de mutedil seviyede bulunmasının gerekli olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Yani kişi cömertse bu kıvamında olmalı, yoksa cömertliğin aşırısı müsrifliği, azlığı ise cimriliği getirir. Ayrıca itidal sadece erdemler için değil, reziletler için de geçerlidir. Kıskanmak, öfkelenmek, nefret etmek gibi durumlar tamamen kötü huylar değil, yerinde ve zamanında orantılı şekilde açığa çıkması gereken insani davranışlardır."
"Senin geçmiş ve gelecek bütün günahını Allah'ın bağışlaması, sana nimetini eksiksiz vermesi, seni dosdoğru yola yürütmesi ve güçlü şekilde yardım etmesi için apaçık fetih ihsan ettik."
Ayette geçen "geçmiş günahlar" tabiri Bedir'deki esirlerin serbest bırakılmasını atıftır. Şöyle okuyabiliriz; Allah senin esirleri salıverme politikanı affetti ve Mekke'nin fethini de gecikmiş şekilde bahşetti. Eğer o hata olmasaydı fetih daha erken gelecekti. Yani bu hatanın bir bedeli oldu. O'da fethin gecikmesiydi."
"Allah'ın rahmeti sayesinde onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderdi. Artık onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlanma dile. İş konusunda onlarla müşavere et. İşte bu ibret dolu ikazlar ve terbiye normları, gökyüzünün öğrencisini, yeryüzünün öğretmenine dönüştürmüştür."