"Kur'an-ı Kerim'de "yalnızca Allah'a tevekkül edin" şeklinde pek çok ikaz ayeti bulunur. Bu ayetler insanın özünde tevekkül etmeye meyyal bir varlık olduğunu gösterir. Yani insan, hayatında illa bir şeylere tevekkül eder. Ama esas tevekkül yalnızca Allah'a olandır. Allah tüm kullarının kendisine tevekkül etmesini ister. Tabiri caizse B planının tevekkül olmasını talep eder. A planı ise cüzi iradesiyle ortaya koyacağı gayretidir."
"Günümüzde tehevvür kelimesi kullanılmadığı için cahilin gösterdiği öfke taşkınlığından kaynaklı duruma cesaret denmiştir. Halbuki cahil, cesaret değil tehevvür sahibi kimsedir. Dolayısıyla cahil cesaretinden değil, cahil tehevvüründen bahsedilir."
"Normal olmak, anormal olmaya göre daha zor bir iştir. Sokrates, bu konuyu at alegorisi üzerinden anlatır. İki at ile kullanılabilen bir araç düşünelim. Atlardan biri serkeş ve huysuz, diğeri ise uysal ve iyi huylu. Eğer serkeş olan at, göz ardı edilir ve araca bağlanmazsa , yük uysal ata biner ve yolu bitirmek muhal olur. Ama araca bağlanırsa bu sefer huysuzluktan istikameti kaybettirebilir. Bu noktada yapılacak en iyi şey, serkeş olan atı terbiye etmek ve ona ölçü kazandırmaktır. İşte İslam burada olduğu gibi nasihat dengeyi nasihat eder. İslam dışı ideolojiler ya atı öldürür ya da atın bu uyumsuz durumunu doğru bulur. Böylece yoldan çıkar ve istikameti kaybederler. Fakat İslam dengeyi sağlayarak, istikamet ve istikrarı kolaylaştırır."
"İtidal ve adalet aynı kökten türeyen iki kelimedir. Adalet bir şeyi yerine koymak ettiğini vermek demektir. Zıddı olan zulüm ise bir şeyi yerinden etmek anlamına gelir. Buradan yola çıkarak; itidalin bir iş ve eylemde adaletle hareket etmek olduğunu, iki zıt kutbu olan ifrat ve tefritin de zulmün bir türevi olduğunu ileri sürebiliriz. Dolayısıyla itidal adalet, aşırılık ise zulümdür."