Sonbahar Yaprağı, Gül Şiirleri'ni inceledi.
 16 May 14:32 · Kitabı okudu · 7 günde · 9/10 puan

Kitap, 5 Bölümden oluşuyor.

1.Bölüm-Divan Şiiri
2.Bölüm-Tekke Şiiri
3.Bölüm-Saz Şiiri
4.Bölüm-Cumhuriyet Sonrası Türk Şiiri
5.Bölüm-Serbest Şiir

Yani geçmişten bugüne Gül'e dair yazılan şiirleri bu kitapta bulabilirsiniz.
Her bölümde beğendiğim şiirler oldu ama Divan şiiri bölümü bir b'aşka.
Bir kelimeye bin anlam yüklenen, okudukça daha çok anlamlanan en güzel bölümdü.

Kitap ilerledikçe farklılaşıyor şiirlerle dünyaya ve güle bakış açınız.
Biraz da hüzünlendim açıkçası.
Özümüzden ne kadar da uzaklaşmışız ne kadar da basitleştirmişiz hissettiklerimizi ve kelimelerimizi.
Bunu çok net bir şekilde anlıyorsunuz okurken.
Muhasebe yapıyorsunuz içten içe.
Neyse ki serbest şiir bölümünde de hayran olunacak güzel şiirler var hâlâ.

Kitaplığınızda bulunması gereken güzel bir eser ve son olarak diyorum ki:

Gül'e dair güzellikler
Kütüphanenizi şereflendirmeliler.

Şiirli günler...

Öldüğünü Kimseye Söylemedim... (Sayfa:80)

Bu güzel kadın şairin öldüğünü kimseye söylemedim, kendime bile... Şiirlerinin bittiğini, bir daha hiç yazamayacağını, onu bir daha hiç okuyamayacağımızı da söylemedim kimseye. Yeterki okumaya devam edelim diye. Yeter ki o hüzünlü kadının o hüzünlü şiirleri okunmaya devam etsin diye kimseye söylemedim.

Ah'lar Ağacı ile gönlümüzde taht kuran bu güzel şairimizin okuduğum ilk kitabı da yine Ahlar Ağacı idi. Grapon Kağıtları ile devam ettim şiirlerine. Sadece Pulbiber Mahallesi kalmıştı okumadığım, ha bire erteliyordum. Ama en sonunda karşılaştığım bu iletiyle; #28910925 kafaya koydum okumayı. (Gerçi mayısta başlanıyor okunmaya ama ben on gün öncesinden etkinliğe katıldım:D) Okumama vesile oldukları için Sevgili Portakal Çiçeği ne ve diğer organizatör Esther. Sema ya teşekkürlerimi iletiyor, incelememi onlara ithaf ediyorum.


Yukarıda da bahsettiğim gibi, Didem'i okumaya Ahlar Ağacı ile başlamıştım. Çok güzel bir kitaptı. Şiiri o kitapla sevdim. (Bahsi geçmişken beni bu şairle tanıştıran Dostum https://1000kitap.com/meulhifa ya teşekkürlerimi sunuyorum) Grapon kağıtlarını okuduğumda ilk kitabı kadar sevmemiştim. Bu kitabını da öyle. Çünkü anladım ki, hiçbir kitabı o kitap kadar hüzünlü ve aşk dolu olamayacaktı. Bu gerçeği kabullenerek okumaya başlamıştım zaten kitaba. Pişman mıyım? Hayır. Kitabı okumalı mısınız? Bence her Madak severin okuması gerekiyor. Ahh yine çok konuştum. Halbuki şiir kitabına şiir gibi inceleme yapmalıydım. Her okuyan farklı bir tat almalıydı şiir gibi incelemeden. Ama ben şiir yazamam ki. Sadece alıntı yapabilirim...


Kitapta biraz farklı bir Madak'la karşılaştım. Daha hırçın ve daha azimli bir kadın gördüm bu kitapta. "Hiçbir acının gücü sigaramın ateşini söndürmeye yetmeyecek!" (Sayfa:87) gibi sözler çoğunlukluydu. Merak ettim acaba neden böyle değişti Madak? Bizi ağlatması gerekmez miydi? Bizi aşka daha çok bağlaması, bizi eski sevgiliye döndürmesi gerekmez miydi? Neden peki böyle gözü döndü dünyaya? İki kitabıyla nasıl da değişiverdi Madak? Duyguları, düşüncelerini aktarma şekli nasıl da değişti. Neydi onu böyle değiştiren? Yaklaşan ölüm mü?

Kalbin kırığından bahsetmeye sıra bile gelmiyordu. (Sayfa:25)

Sevgili Madak, kitabına beş puan vermeme üzülmemişsindir umarım. Kitabında ilk Sen'i bulamadım. Bilmiyorum belki de hiç değişmemişsindir, belki de bana öyle geliyordur. Kesinlikle kötü bir kitap değildi ama eski hazzı alamadım. Bunun için üzgünüm. Merak etme kitaplarınla yaşayacak olan insanlar sayesinde daha iyi kitaplar yazabileceksin. (Sahi sen ölmedin değil mi?) Buna tüm kalbimle inanıyorum...

Herkese şiirli günler...

Muzaffer Akar, Ben Sana Mecburum'u inceledi.
 17 Nis 17:22 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Şiir kitabına yorum yazmak zor ya, şimdi aklımdan geçenler şöyle..:

Bir şiir kitabını okudum deyip kütüphaneye kaldırmak olmaz bence. Yani güzel bir şarkıyı bir defa dinleyip "tamam beğendim" deyip bir daha dinlememeye benziyor bu durum. Evet bu kitabı okudum ama bu şiirleri daha çoook okurum. Gece evde el ayak çekilince bir iki tek eşliğinde mesela...

Ülkemizin yetiştirdiği nadir entelektüellerinden olan şairimizi, TRT2'de yayınlanan programı Zaman İçinde Yolculuk'la hatırlarım, çok kaliteliydi, özlerim...

Kelime ustası Attila İlhan, tabi şiirleri de usta işi, en derin anlamları en güzel kelimelerle buluşturmuş şair. Okuyanda, kendinden bir şeyler buldurtur şiirlerinde ve tatlı bir tebessümle, hüzünlü bırakır öylece...

Bol şiirli günler dilerim.

ecitah, Dokuza Kadar On'u inceledi.
25 Mar 18:16 · Kitabı okudu · 25 günde · Beğendi · 8/10 puan

Şiir; duygu ve düşüncelerin en naif yollarından birisi.
Ben, Özdemir Asaf'ın şiirleriyle bunu öğrendim. Duygulara bu şekilde şekil verilmesi beni çok etkiledi. Bu kadar karamsar olmaya çok da gerek olmasa da, hep insanların içinden bir şey vermiş şair. Benim içimden en azından... İnsanın kendi düşüncelerini bir başkası tarafından böylesine ifade etmesini görmek; çok da apayrı insanlar değil aslında, diye düşündürmüyor değil.

Sadece Özdemir Asaf'ı ve bu kitabı değil, tüm şairleri ve şiirleri okumalıyız. Şiir güzelliktir. Şiir bizizdir.

Şiirli günler efendim, iyi okumalar.

Berika•, Cité de Péra Dergi Sayı: 2'ı inceledi.
 25 Şub 19:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

1. Yılında 2. Sayısını çıkarmış olan tazecik bir şiir dergisi var elimde. Her yerde bulunmadığı için bulabilmek için uğraştım desem yeridir. Samimi üslubu ve cesareti ile beni kendine hayran bıraktı... Site de derginin kaydı var ama okur sayısı hiç yok; ilk okumuş olmak ve dergi hakkında ilk incelemeyi yazıyor olmanın bilinciyle detaylara da inmek istiyorum. Bu sayının konusu 'Annem Çok Sevinmelerin Kadınıydı' olarak almışlar, sebebini merak edip biraz araştırma yapmak isterken dergideki 'editörün notu' kısmına rastladım.

"Ilk sayıyı keşke biz yayımladık diyebilseydik. Fakat olaylar bir annenin emeğinin dokunmasıyla şekillendi. Çıkmaktan çekinen bir dergiyi son bileziğini değerinin altında satarak Cité de Péra'yı sizlere ulaştıran kişi; annemdir. Beni her dehlizin sonunda toprak kokusuyla karşılayan, üşüdüğümde üstüme yüreğini örten annemdir. Nasıl ki ilk sayı bir delirme ihtimali ile ortaya çıktı ise bu sayı da bir delirme ihtimali ile ortaya çıkmıştır. Vefasızca bir davranış beni delirttirdi.

Her insanın hayatındaki en önemli çizgileri genellikle anneleri atmıştır. Benim çizgimi annem o denli kalın çekti ki sağa da sapsam sola da sapsam geri de dönsem o yoldan yürüyorum ve bu bir zorunluluk değil, gerekliliktir. Böyle bir sayı yapma kararımı anneme söylediğimde annem çocukmuş gibi sevindi. Aklımda dönen tek şey ise Didem Madak'ın sözleri oldu;
Annem çok sevinmelerin kadınıydı."
-R.Ünal

Ben Cité de Péra dergisini sevdim, çok sevdim. Şiir seven; yazmayı okumayı kendine dert edinen herkesinde az çok kendinden bir şey bulacağını düşünüyorum. Emek var, ümit var, istek ve beklenti var. Yetmez mi? Gani gani.. manevi beklentinin maddi beklentileri bastırdığı her türlü şeye desteğimiz yeter! Destek olmak, olmayı denemek, hatta istemek bile ne kadar mutluluk verici bence. Içindeki iki satır ile bitirsem iyi olacak;

•sevgilim beni hangi evrenin tenhasına götürüyorlar
güzel bir şiir yazamadım sana, düşünürken vurdular•
-U.Yazıcı/Özür

Şiirli günler hep bizimle olsun! :)

Şiirli günler *-*
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana.
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman...
/Bahattin Karakoç/

Şiirli Günler Olsun...
Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda

Harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

Sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler

Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum

Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında
Ahmet Telli

Yasin Bektaş, Hasretinden Prangalar Eskittim'i inceledi.
01 Eki 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Anadoluyu anlatımlarıyla içten duygular hissettiriyor. Yıllardır güneydoğuda yaşayan birisi olarak o bölgedeki yaşantıları, adetleri, isyanı ve aşkları satırlara ince ince işlemiş. Kitapta Ahmet Arif'in bazı röportajları da mevcut.
Hep şairleri ender, duygu yüklü, kelimelerin güreşçisi olarak görmekteyim. Belki herkes bir hikaye yazabilir fakat bu hikaye yazanlar 10-15 satırda yoğun bir duyguyu okuyucularına aktaran bir şiir yazamazlar genelde. Kitapları olan şair bir arkadaşımla beraber sohbet ettiğimiz zamanlarda bile yaşama bakış açısının çok farklı olduğunu hissetmekteyim. Hele ki bu Ahmed Arif'se daha baska hissettiriyor. Bol şiirli günler