depresyon da sınıfsal olabilir...
"Büyük melankoliler, sıkıntı kokan hüzünler ancak ve ancak rahat, gösterişsiz, fakat lüks ortamlarda yaşayabilir."
Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. İstemenin kuralı yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek yaşamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız, ne yerinde ne yersiz... Biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir parçamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de. En büyük hünerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak... Kıyılarımız duygularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir; ufuklarımızsa sisler içinde... O kıyısız gökyüzü nasıl sığar küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pencereye... Nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? Ve nedir ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir içimize. Çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek, bu ezbere yaşamla.
Sayfa 84 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Reklam
DEVLET UĞRUNA KENDİNİ FEDA EDEN KAHRAMAN: URUNGU (BOZKURTLAR DİRİLİYOR) Olay Örgüsü İncelemeye geçmeden önce yine uzunca bir özet verelim Kür Şad ihtilali, Çin Kağanı Tay-tsung'u korku ve endişeye kaptırmıştır. Ne yapılacağını görüşmek üzere nazırlarını sarayda toplar. Çeşitli fikirler ileri sürülür. Sonunda Gök Türklerin Çin'den
Kişisel Hataların Toplumsal Etkileri
Ashâb-ı Kirâm'dan Numan bin Beşir radıyallahu anh, Müslümanlara minberden su nasihatte bulunmuştur: "Ey insanlar! Aranızdaki sefih kişilerin kötülüklerine engel olun. Ben, Resulullah Efendimiz (sav)'dan söyle duydum: 'Bir düşünün! Denizde yolculuk eden bir gemide insanlar, geminin odalarını paylaşır ve herkese bir mekân düşer. Geminin en alt katındakilerden birisi, eline bir balta alır ve geminin tabanını delmeye koyulur. Diğer yolcular bu kişiye, 'Ne yapıyorsun?' diye sorduklarında; o, 'Burası bana ait, burada istediğimi yaparım,' der. Eğer gemidekiler, bu kişinin ellerini tutarak ona engel olurlarsa hem kendileri hem de o kişi kurtulur. Ancak kimse ona engel olmazsa gemi batar ve hem gemidekiler hem de o kişi boğulur." Bazı hatalar/günahlar vardır ki zararları toplumsaldır. Bunlar, yalnızca günahı işleyenlerle veya başlatanlarla sınırlı kalmaz. Fitne ve kargaşa sebebiyle geniş kitlelere sıkıntı ve musibet olarak döner; kurunun yanında yaşı da yakar. Bir kişinin hatası, büyük bir orduyu bile perişan edebilir. Bireysel davranışların her zaman toplumsal sonuçları olmuştur ve olacaktır. Modern zamanın günümüz insanlarına sunduğu "sınırsız özgürlük" kavramından da cesaret alarak her platformda özgür olduğunu ve dolayısıyla her istediğini yapabileceğini söyleyenler bulunmaktadır. Bu bireylerin eylemleri, hata ve günahları kaçınılmaz olarak diğer insanlara da olumsuz etki edecektir. Bu bağlamda, toplumun genel iyiliğini düşünerek, etrafımızda şuursuzca yaşanan ve değerlerimize uymayan çirkin davranışlara müdahale ederek engel olunması gerekmektedir.
Sayfa 60 - Ketebe DergiKitabı okuyor
Koskoca devletler kuruluyor, ancak halk sıkıntı içinde ve açlık çekiyor. Milyonlarca insan cahil kalıyor. Her yerde sarhoşluk, hırsızlık, büyük safahat, isyanlar, toplumsal nefret kol geziyor... Ve herkesin ağzında küfür.
BÜYÜK İSKENDER'İN HAYATI
Pers kralı Darius'un uzun süren eziyetli takibi askerleri öylesine hırpalamıştı ki, çoğu vazgeçmeye hazırdı, özellikle de su ihtiyacı yüzünden. Onlar böyle sıkıntı çekerken, bir nehirden aldıkları suyu merkeplerinin üzerindeki deri heybelerde taşıyan bazı Makedonyalılar öğle vakti tesadüfen İskender'in olduğu yere vardılar ve onun neredeyse susuzluktan ölmek üzere olduğunu görüp bir miğfere su doldurarak ona sundular... İskender miğferi eline alıp etrafına bakındı, ellerini uzatmış hevesle suya bakanları görünce tek bir damla bile içmeden teşekkür ederek suyu geri verdi. "Eğer," dedi. "Ben tek başıma içersem diğerleri cesaretlerini kaybedecekler." Askerler onun bu konuda kendine hâkim oluşunu ve yüce gönüllüğünü görür görmez hep birden kendilerini ileri götürmesi için haykırıp atlarını kırbaçladılar. Böyle bir kralları olduğu için yorgunluk ve susuzluğa meydan okuduklarını ve kendilerini neredeyse ölümsüz olarak gördüklerini söylüyorlardı. Büyük İskender'in Hayatı, Plutarch, 46-120
Reklam
Ruh gerçek büyüklüğünü en büyük sıkıntı anlarında koyar ortaya.
TOZLU SAHİFELERDEN ÇIKIP YÜREKLERE YERLEŞEN KAHRAMAN: KÜR ŞAD (BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ) Olay Örgüsü İncelemeye geçmeden önce romanın genişçe bir özetini vermek faydalı olacaktır. Olay 621 yılında, bir yaz gecesi başlar. Yüzbaşı Işbara Alp'ın buyruğundaki Gök Türk erleri bozkırda uyumaya çalışmaktadırlar. Ertesi gün Çin'e akın
Türk romanında neden özgün karakter yaratmada sıkıntı yaşanıyor?
Türk romanında derinliği ve karmaşıklığı olan çok yönlü karakterlerin yaratılmadığından yakınılır sık sık. 19. yüzyıl romanında Dostoyevski, Tolstoy, Flaubert gibi yazarlar bireyin kendine özgü kişiliğini yakalamak için onların iç dünyasına yönelir, çok çeşitli yönlerini sahnelerken derinliği olan karmaşık tipler yaratmışlardır. Bu karakterlere
Sayfa 330 - İletişim Yayınları, 10. Baskı, 2001, İstanbulKitabı okuyor
Büyük insanlar zaten gayelerini ızdırap ve sıkıntı ile ulaşırlar. Bunun için yaptıklarının acılarını çekmeleri bence çok normaldir.
1,000 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.