Yalnız kalmak, tamamen tek başına kalmak ve hayıflanacak bir şey bile bulamamak ne kadar boğucu... hiçbir şeye benzemez, hiçbir şeye... Çünkü elinden kayıp gidenler, bütün o yitirdiklerin aslında bir hiçlikten ibaret, saçma, yusyuvarlak bir sıfır, yalnızca ve yalnızca kafandaki hayaller!
Nerede şimdi o hayallerin? Kafanı iki yana sallayıp, “Yıllar nasıl da uçup gidiyor!” diyorsun. Yine de soruyorsun: Nasıl geçirdin o yıllarını? En güzel zamanlarını nereye gömdün? O yıllarını yaşadın mı yaşamadın mı?
O yorulmak bilmez hayalgücünün de bir gün yorulacağını, sürekli gerilim içinde olmaktan bitap düşeceğini hissedersin, çünkü büyümekte ve eski ideallerini geride bırakmaktasındır; o idealler de parçalanıp toza toprağa karışır; eğer başka bir yaşamın yoksa yenisini bu parçalardan inşaa etmek gerekir.