İçine ağır ve koyu bir keder yerleşmiş, sanki bir el yüreğini tutup sıkmıştı. O kederi herkesten saklayıp göğüs kafesinde beslemişti bunca yıldır, çünkü eğer bir başkasının hüznünü, kederini adeta kendi acınmış gibi saklayıp korumak değilse ya neydi aşk?
Eğitimlisi de eğitimsizi de, moderni de modern olmayanı da, doğulusu da batılısı da, Türkü de Kürdü de, yetişkini de çocuğu da, herkes biraz kaybolmuş, herkes biraz arayış halinde, her insan bir parça kırılgan ve şaşkın görünüyordu. Böyle düşünüyordu çocuk. Ve mükemmel olmayan insanların yanında kendini daha rahat hissediyordu.
Birine inanmak ciddi meseledir. Öylesine söylenmez. Eğer gerçekten inanıyorsan, inandığın kişiyi her durumda desteklemen gerekir. Başkaları o kişi hakkında feci şeyler söylese bile. Bunu yapabilir misin?

Ben bu Cehennem’in neresindeyim? Seçimlerimiz bizi nereye sürüklüyor?
İlahi Komedya, Dante’nin doğru yoldan sapmış bir haldeyken çıktığı içsel yolculuğunu anlatan kitap serisidir. Yolunu kaybeden insanların, nereye ve neden düştüğünü çok detaylı tasvir etmektedir. Yer yer, kitapta yazanları anlamak kolay değil, ki araştırdığımda böyle olmasının normal olduğunu anladım. Bu anlarda sayfaların altındaki açıklamalar çok işe yaradı.
İlgimi en çok çeken şey: Cehennem 9 katmandan oluşmaktadır ve en ağır günah ihanettir. Bunun en büyük cezası ise ateş değil, buzdur.