Selam!
Yaklaşık iki yıl önce okuduğum ve “Keşke hafızamı kaybetsem de tekrar okusam,” dediğim o genç kurgu kitabıyla geldim.
Beste’nin, söylenen her şeye kulak tıkayıp Soner’i tanımak istemesi ve onun kurak bir toprakta çiçek açmasını sağlamak için elinden geleni yapmasını okumak gerçekten güzeldi.
Soner’in bakış açısından çocukluğunu okumak, kitaptaki en sevdiğim noktalardan biri olsa da beni derinden yaraladı. Bu bölümler, Soner’i daha iyi tanımama ve anlamama yardımcı oldu.
Her ne kadar son 10 sayfayı kalbim ağzımda, gözlerim yaşlarla okumuş olsam da Soner’i anlamaya çalışıp ona kızamıyorum. Yine de kitabın bu şekilde bitmesi, kalbimde bir burukluk bıraktı.
Beste ve Soner’i okumak çok güzeldi, ancak yan karakterler Seray ve Emre’ye ikinci kitapta daha fazla yer verilmesini umuyorum. Aralarda onları okumak keyifliydi ve hikâyeye güzel bir derinlik katmışlardı.
Yazarın akıcı, gereksiz betimlemelerden uzak ve sıkmayan dili, özellikle de ana karakterin iç diyaloglarını kendi düşüncelerimi okuyormuş gibi yazması, okuru kitaba bağlayan en güçlü yönlerden biri olmuş.
Genel olarak, okuması keyifli ve benim için her zaman özel bir yerde kalacak bir kitap. Eğer genç kurgu ilginizi çekiyorsa, kesinlikle şans verip okumanızı tavsiye ederim.