Gecenin karanlık kucağına bırakma beni!
Taş duvar her yer,
Bütün şehir yalın ayak,
Kimsesiz güvercinler,
Gitme!
Kanatsız yaralı bir kuşum yokluğunda,
Nereye çarpsam yüzün,
Nereye dönsem sevda yüklü bu hüzün
Gitme!..
Sarı çocuklarını döker koynundan ağaçlar…
mevsimler küser, yıldızlar üşür…gitme…
Yalnız bir ardıç gölgesi olur yaralı kalbim
güneşler söner, gölgeler büyür..
zarif bir hüzün çöreklenir şehrin üstüne..
gitme, yüzümden sarkar külleri şehrin..
bir yangın yeri olur Maraşta hüznüm..

-ŞİLAN AVCI

Tuz ve Yara
Şehrin kirli saçlı kederi
Ve efsunlu bir öğlen güneşiyle çağlıyor kanlı dere..
İçinde et bırakmış, can bırakmış bir şiir gibi adın.
Yarama sardığım peygamber çiçeği kokusu
Ve suyun ince belinden tutmuş bir sevda korkusu..
Başını eğdiğin küslüğün gölgesinde ağlıyor çiçekler.
Düşüp kendimi incittiğim sabahlar kadar yorgun ve uykulu kalbim.
Gecenin rengi kara..
Canımda tuttuğum, tuz ve yara..

Şilan Avcı

Biraz yorgunum.
Kavgaları birikiyor insanın.
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla.
Yaşımdan yorgunum, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde. Kaç yaşındayım sahi?
Saymadım, bilmiyorum….
Belki kırklarımdayım, belki otuzlarımda,
belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında; hiç bilmiyorum..
Şilan Avcı

Tuz ve Yara
Şehrin kirli saçlı kederi
Ve efsunlu bir öğlen güneşiyle çağlıyor kanlı dere..
'İçinde et bırakmış, can bırakmış bir şiir gibi Adın'...
Yarama sardığım peygamber çiçeği kokusu
Ve suyun ince belinden tutmuş bir sevda korkusu..
Başını eğdiğin küslüğün gölgesinde ağlıyor çiçekler.
Düşüp kendimi incittiğim sabahlar kadar yorgun ve uykulu kalbim.
Gecenin rengi kara..
Canımda tuttuğum, tuz ve yara...
-Şilan Avcı
https://youtu.be/_MqJOynstLM
#yedigüzeladam

" Giderken kızdığımız her şey nasıl da anlamını yitiriyor.
Geriye sadece hüznü kalıyor mazinin.
Avuçlarımızda tuttuğumuz acının tozuyla el sallıyoruz birbirimize.
Havaya karışan seslerimiz, sevinçlerimiz, kederlerimizle yıkanıyor yolculuğumuz.
Sesi hiç dinmiyor kulaklarımızda,
Büyüyüp kalbimizde çağlayan o anne dualarının.
Herkes bir hoşçakal kadar yalnız,
Herkes bir veda kadar kimsesiz duruyor kapısında zamanın.

Avuçlarımızı salladıkça dökülen, acının önünde diz çöküyor ayrılık.
Görüntüleri yavaş yavaş siliniyor arkada kalanların...
Bütün yolculuklar birbirine benziyor;
Birbirine değiyor yaralarımız.
Toprağın ilmiyle kendine sarılan çiçekler gibiyiz.
Rengini kederden alan, boynunu kedere büken.
Dursak da dinmiyor, bileti sonsuz kere kesilmiş yolculuklarımız... "


Şilan Avcı

Herkes bir hoşçakal kadar yalnız,herkes bir veda kadar kimsesiz duruyor kapısında zamanın..

Şilan Avcı

Her yer şarkı söylüyor.
Kimyası değişiyor gökteki yıldızların.
Parlıyor aklımdaki kuyruklu uçurtmalar.
Şimdi her evin gölgesinde bir avuç su kalbim..

Şilan Avcı

tuz ve yara
***
şehrin kirli saçlı kederi
ve efsunlu bir öğlen güneşiyle çağlıyor kanlı dere..
içinde et bırakmış, can bırakmış bir şiir gibi adın.
yarama sardığım peygamber çiçeği kokusu
ve suyun ince belinden tutmuş bir sevda korkusu..
başını eğdiğin küslüğün gölgesinde ağlıyor çiçekler.
düşüp kendimi incittiğim sabahlar kadar yorgun ve uykulu kalbim.
gecenin rengi kara..
canımda tuttuğum, tuz ve yara..

şilan avcı

Gitme!
Gecenin karanlık kucağına bırakma beni!
Taş duvar her yer,
Bütün şehir yalın ayak,
Kimsesiz güvercinler,
Gitme!
Kanatsız yaralı bir kuşum yokluğunda,
Nereye çarpsam yüzün,
Nereye dönsem sevda yüklü bu hüzün
Gitme!..
Sarı çocuklarını döker koynundan ağaçlar…
Mevsimler küser, yıldızlar üşür. Gitme!
Yalnız bir ardıç gölgesi olur yaralı kalbim
Güneşler söner, gölgeler büyür..
Zarif bir hüzün çöreklenir şehrin üstüne..
Şilan Avcı