Yunanistan’da eğitimin Homeros destanları üzerine kurulmuş olduğu herkesçe bilinen bir gerçekti, yani yalnız Atina değil, bütün Yunan devletleri Homeros’u bir çeşit kutsal kitap gibi, her türlü bilginin özü diye benimsemişlerdi.
Alışılmamış ile anlaşılmazı birbirine karıştırmak gibi büyük ama sık rastlanan bir yanılgıya düştüler. Oysa akıl gerçeği ararken, alışılmış biçimlerin dışına çıkarsa yolunu bulur.
Nesneyi çok yakından izlemesi görüş gücünü zayıflatıyordu. Bu durumda belki bir-iki noktayı bütün ayrıntılarıyla görebiliyordu; ama bu şekilde bütünü gözden kaçırıyordu. Bu, derine inmek anlamına gelebilir. Gerçek her zaman bir kuyunun dibinde değildir. Aslında, daha önemli bilgilere bakınca, onun hep yüzeyde olduğuna inanıyorum. Biz onu vadilerin derinliklerinde ararken, o dağların doruklarında durmaktadır.