Şiirde, nesirde, kurguda... edebiyatın ekserisinde kendisinden şikayet edilerek yer bulan 'kader' Nedim'in şiirlerinde daha farklı yer alıyor. O, Sa'dâbâd'ın büyüsüne kapılmış halde, ondan önceki saray ve köşklerin efsanevi güzelliğini metheden tarihçilere aldanmadan kaderin imânı üzerine yemin ediyor ki Kisra'nın sarayları dahi cedveli sîm ile boy ölçüşemez. Kendisine eğer ki 'Behey Nedim! Kader imansızdır, vefasızdır' derlerse Sultan Ahmed'in fermanına muhkem olan kaderin ehli perver, Müslüman, güzellikle dolu olduğunu söyler. Görelim Nedim ne söyler?
Ben kapılmam ehl-i Tarihin sühan-sencânına
İkiniz de olmamış mâlik anâ aldım haber
Çerh-i pîrin ând verdim dininê îmânına
Derseniz kiın çerh-i pîrê yok yerê verdin kasem
Kim o bi-imandır anın kim bakar eymânına
Vaktınızda çêrh âmenna ki bî-îmân idi
Ehl-i dil makrûn idi endûh-i bî-pâyânına
Şimdi ammâ êhl-perverdir müselmandır tamâm
Olalı mahkûm Sultân Ahmed'in fermânına
Kaside Der Evsâf-ı şâh-ı Cihan Bân-ı Saâdet Refîk ve Sitâyiş-i Sa'dâbâd