‘Rivayete göre
boynuzlarında insan anıları yaşarmış
Kafamı şiire çarptım gitti hafızam
Ve önemli olan her şey
Dostlarım dudaklarım yürüyüşlerim hayatım’
Ona göre bütün hayatı, başka insanların kelimeleriyle ya da yazdıklarıyla ona yavaş yavaş zerk ettiği ideallerdi, asla kendi yüreğinin arzuları değildi. İz-lediği yol hep tüm ruhuyla ne istediğiyle değil de, ne yapması gerektiğiyle değiştirilmişti. Tüm bunları şimdi bir sabırsızlık hareketiyle kenara atıyordu. Hep gelecekte yaşamış ve şim-di hep parmaklarının arasından kayıp gitmişti.
.
S.F.I.O.'nun "Section Française de l'Internationale Socialiste" in kısaltması olduğunu hatırlıyorum.
190
Sim Copans'nın caz programlarını hatırlıyorum.
191
"Cow-boy"un "sığır çobanı” anlamına geldiğini öğrendiğimde ne kadar şaşırdığımı hatırlıyorum.
192
Bisikletçi Louis Caput'yü hatırlıyorum.
193
Robespierre'in, sonradan albaylığa terfi eden jandarma eri Merda tarafından çenesinin kırıldığını hatırlıyorum.
194
"C'est assez, dit la baleine, j'ai le dos fin, je me önbellek à l'eau" ve
"Racine boit l'eau de la fontaine Molière"yi görebiliyorum.
"Zaten Revir'de her sey yolunda gitse bile," diye ekledi Simmon. "aklından geçenleri dile getirmeye daha yatkin olursun." Küçük, muzip bir tebessüm etti. "Sırlar medeniyetin temel taşlarıdır ve senin çoğu kimseden daha çok sırra sahip olduğunu biliyorum."
"Herhangi bir sırrım olduğunu sanmam," dedim.
Sim'le Fela aynı anda kahkahalara boğuldular. "Korkarım bu sởzünle Simmon'u doğrulamış oldun," dedi Fela. "En azından birkaç sırrın olduğunu iyi biliyorum."
Gururum onlara gerçeği söylememe mani olduğu için ses çıkarmadım. Diğerlerinin anlayamayacağı kadar fakirdim. Sim bir Atur soylusuydu ve Will'in ailesi Ralien'de yün tüccarlğı yapıyordu. Fukaralığı gidip canının istediği gibi kafayı çekebilecek paraya sahip olmamak zannediyorlardı.