Miskinler Tekkesi

8,0/10  (70 Oy) · 
222 okunma  · 
55 beğeni  · 
2.299 gösterim
Miskinler Tekkesi; Türkiyedeki dilencilerin dünyasını ve cahil hocaları başarıyla tasvir eder. Güntekinin en dikkate değer eserlerinden biridir. Padişah II. Mahmut dönemi ileri gelenlerinden olup padişaha yakınlığıyla tanınan Kocabaş Kazasker Şemsettin Mollanın torununun hayatı üzerine kurulmuş bir kitaptır. Padişahın ekmek kırıntılarının kat kat işlemeli bohça ve sedef kutularda saklandığı bir ortamda, padişah dilencisi bir dedenin torunu olan ve hem Meşrutiyet hem Cumhuriyet dönemlerinde yaşayan roman kahramanı, bir çeşit soyaçekimle, dilenciliği meslek edinir.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2010
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9789751002280
  • Yayınevi:
    İnkılap Kitabevi
  • Kitabın Türü:
RJ 
02 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Reşat Nuri’nin her kitabına, her cümlesine BAYILIYORUM. Bu kadar içten, bu kadar farklı, hiç aklınıza gelmeyecek pencerelerden o kadar güzel bakıyor ki hayata.. Peki bu kitapta nereden bakacağız hayata? Varlıklı ailelerden birinin Küçük Bey’inin gözlerinden, Arap bacıların deyimiyle Gucubey’in. Bu öyle bir Küçük Bey ki , küçükken oyun olsun diye taklidini yaptığı dilenciliği, kendisine meslek olarak seçecek ya da şöyle demeli , bugün dilenci olarak yaşamını sürdüren bir insanın Küçük Bey iken nasıl dilenci olduğunun hikayesi. İkisi farklı sonuçta biri sondan biri baştan başlar hikayeye. Bu Küçük Bey’in hayatı, insanları değerlendirme şekli o kadar farklı o kadar yerinde ki , sık sık gerçekten de ne kadar haklı dedim . Çoğu insanın belki de yanlarından kaçarak uzaklaştığı, toplumun en aşağı sayacağı bir konumdan dünyaya bakmak , hele ki bu insan bir zamanlar diğer insanlarla aynı konumda ise , inanın çok fazla gerçeği yüzünüze çarpıyor. Ben burada ne Mesule Bacı’nın, ne İsmail’in ne de Talat Bey’in öylesine hikaye içine serpiştirilmiş karakterler olduğunu düşünmüyorum. Bunlar toplumun aynalarıdır bence. Yetiştiği aileyi hor gören bir çocuk , eski bir ahbabı düşmüş olduğu için onunla el sıkışmayı bile kendine yediremeyen bir arkadaş, tek yaptığı eski günlerini, alıştığı sorumluluğu devam ettirmek olan bunun için kaç yaşına gelmiş yaşlı bir insanı dahi Gucubey’im diye anan bir kadın. Bunların her birinin kitapta aldığı rol hayata dair bir eleştiridir. Yazar belki de en büyük eleştiriyi İsmail üzerinden yapar ve kahramanımızla İsmail arasındaki ‘duygusal’ bağa diğerlerinden daha çok yer verir. Kitabın sonunda İsmail’i okumuş, çok yüksek mevkilere gelmiş olduğu halde baba dediği bir dilencinin eline öpmeye getirerek eleştirisini noktalar. Benim için bu olay örgüleri içinde dikkat ettiğim iki süreç vardı. Kahramanımızın dilenci haline gelirken ve dilenci olduktan sonra çevresindeki insan tahlilleri ve İsmail’in ona onun İsmail’e karşı duygularındaki değişiklikler. İnanın bunların pek çoğu ile hem ben, hem de sizler hayatınızın pek çok döneminde karşılaştık ve ya karşılaşacağız.
Reşat Nuri’nin her kitabında olduğu gibi bu kitapta da herkes için bir şeyler vardı.O yüzden kendi payınıza düşeni almanızı kesinlikle öneriyorum.