Miskinler Tekkesi

Reşat Nuri Güntekin
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir tembellik ve toplumsal eleştiri romanı
Puan vermedi·208 syf.··
2023 16. kitabı
Reşat Nuri Güntekin’in “Miskinler Tekkesi” adlı romanı, yazarın olgunluk çağı eserlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Kariyerindeki 16. romanı olan bu eser, diğerlerine kıyasla daha fazla toplumsal eleştiri içeriyor. Öncelikle, romanın adından başlayalım. Kitabın adı “Miskinler Tekkesi” olmasına rağmen, İstanbul Karacaahmet’te bulunan gerçek tekkelerle doğrudan bir bağı yok. Bu isim aslında romanın başkahramanına işaret ediyor. Çünkü başkahraman doğuştan tembel, uyuşuk, hiçbir şeyi kendi yapmak istemeyen ve hep başkalarının sırtından geçinmeye çalışan biri. Roman boyunca onun kendi hayatını otobiyografik bir şekilde anlatmasına şahit oluyoruz. Dahası, bu karakter zamanla Sufi geleneğe yakın bir düşünce dünyasına da kayıyor. İlginçtir ki romanın başkahramanının ismi hiç geçmez. Ailesiyle ilgili verilen bilgiler ise karakterin mizacını açıklayıcı nitelikte. Mesela dedesi Kazasker Şemsettin Molla’dan itibaren ailenin hep “koca kafalı” olduğu söyleniyor. Hatta kahramanımız, büyük kafasından çocukluğundan beri şikâyetçi. Tembelliğini de atalarından miras aldığını düşünüyor. Ailenin garip bir geleneği var: Padişahın sofra artıklarının yeni doğan çocuklara yedirilmesi… Bu, genetik tembelliklerine bir tür “kanıt” gibi gösteriliyor. Ailesinde annesi ve babası çok ön planda değil; asıl otorite figürü büyükannesi. Romanın en güçlü yanlarından biri, geniş bir tarihsel arka plan sunması. Hikâye Meşrutiyet öncesi yıllardan başlıyor, Abdülhamit dönemi, Meşrutiyet, İttihat Terakki devri, I. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan bir panoramaya yayılıyor. Başkahraman her dönemde farklı bir rolün içine giriyor. Örneğin tembelliğine rağmen güzel yazısı sayesinde mezun oluyor ve Abdülhamit döneminde Evkaf Vekaleti’nde memuriyete başlıyor. Ancak Meşrutiyet’in ilanıyla
1000Kitap
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
8/10
·208 syf.··
2017 14. kitabı
Reşat Nuri’nin her kitabına, her cümlesine BAYILIYORUM. Bu kadar içten, bu kadar farklı, hiç aklınıza gelmeyecek pencerelerden o kadar güzel bakıyor ki hayata.. Peki bu kitapta nereden bakacağız hayata? Varlıklı ailelerden birinin Küçük Bey’inin gözlerinden, Arap bacıların deyimiyle Gucubey’in. Bu öyle bir Küçük Bey ki , küçükken oyun olsun diye taklidini yaptığı dilenciliği, kendisine meslek olarak seçecek ya da şöyle demeli , bugün dilenci olarak yaşamını sürdüren bir insanın Küçük Bey iken nasıl dilenci olduğunun hikayesi. İkisi farklı sonuçta biri sondan biri baştan başlar hikayeye. Bu Küçük Bey’in hayatı, insanları değerlendirme şekli o kadar farklı o kadar yerinde ki , sık sık gerçekten de ne kadar haklı dedim . Çoğu insanın belki de yanlarından kaçarak uzaklaştığı, toplumun en aşağı sayacağı bir konumdan dünyaya bakmak , hele ki bu insan bir zamanlar diğer insanlarla aynı konumda ise , inanın çok fazla gerçeği yüzünüze çarpıyor. Ben burada ne Mesule Bacı’nın, ne İsmail’in ne de Talat Bey’in öylesine hikaye içine serpiştirilmiş karakterler olduğunu düşünmüyorum. Bunlar toplumun aynalarıdır bence. Yetiştiği aileyi hor gören bir çocuk , eski bir ahbabı düşmüş olduğu için onunla el sıkışmayı bile kendine yediremeyen bir arkadaş, tek yaptığı eski günlerini, alıştığı sorumluluğu devam ettirmek olan bunun için kaç yaşına gelmiş yaşlı bir insanı dahi Gucubey’im diye anan bir kadın. Bunların her birinin kitapta aldığı rol hayata dair bir eleştiridir. Yazar belki de en büyük eleştiriyi İsmail üzerinden yapar ve kahramanımızla İsmail arasındaki ‘duygusal’ bağa diğerlerinden daha çok yer verir. Kitabın sonunda İsmail’i okumuş, çok yüksek mevkilere gelmiş olduğu halde baba dediği bir dilencinin eline öpmeye getirerek eleştirisini noktalar. Benim için bu olay örgüleri içinde
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
7/10
·208 syf.·
Beğendi
·
2024 30. kitabı
#MiskinlerTekkesi #ReşatNuriGüntekin #TürkiyeİşBankasıYayınları Reşat Nuri Güntekin okumayı seviyorum, hayata farklı pencerelerden bakmanızı sağlıyor. Öyle cümleler kuruyor ki "hiç böyle düşünmemiştim" diyorsunuz. Kitapta bir dilencinin gözüyle bulunduğu dönemin ekonomik durumunu, insan ilişkilerini, çıkarsız sevgiyi okuyorsunuz. Varlıklı bir ailede doğup (Kocabaş kazaskerin torunu), el bebek gül bebek büyüyen kocabaşlı küçük beyin adım adım dilenciliğe giden yolunda ilerliyoruz. Yanında Arap Mesule bacı ile dolaşıp duruyor, dilencilik yapıyor. Dilenci olduğunun kimse farkında değil ama o gözlemliyor, sorguluyor. Adamına göre yanaşıyor dilenmeye. Güzel bir kitap okudum, sizin de okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapla kalın sevgili arkadaşlar.
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2025 1851. kitabı
Miskinler Tekkesi, toplumun dışına itilmiş, unutulmuş insanların dünyasını gözler önüne seren sarsıcı bir hikâye… Yazar, dilenciler, serseriler ve düşkünlerin yaşadığı bir tekke üzerinden aslında toplumun ikiyüzlülüğünü, merhametsizliğini ve adaletsizliğini eleştiriyor. Kahramanın tekkeye sığınarak yaşadığı dönüşüm, insanın hem kendi iç hesaplaşmasını hem de toplumla olan çatışmasını gösteriyor bizlere .. Reşat Nuri’nin gözlem gücü, sade ama derin diliyle birleşince kitap, hem sosyal bir eleştiri hem de insana dair bir yüzleşme hikâyesine dönüşüyor elbette . Miskinler Tekkesi, vicdanı olan herkesin içinde yankı bulan, hüzünlü ama düşündürücü bir roman…
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2015 25. kitabı
Çalıkuşu gibi değildir diye kestirip atarsak içindeki eleştirileri, anlatımları, insanların yaşamlarındaki çirkinlikleri ve güzellikleri, paranın nasıl değiştirdiğini, dilenciliğin tamamen bir tembellik mesleği olduğunu anlatır ama bunu anlatırken çok çalışan bir memurun, dilenci kadar para almadığını da söyler, kızar. Bir imamdan bahseder, elinden aldıklarında mesleği başka yollara saptığını anlatır, bir fabrika kızı gösterir bize ipek elbiselere donatıldığında kavga kıyamete sürüklendiğini ve bir İsmail getirir, kitabın en güzel köşesine. Hiçbir şeyi utanmadan, sıkılmadan ve babasının gözlerinin içine bakarak gururla tanıtır, eşine. Çarpık hayatların birleşen dünyalarından küçük parçalar verir bize, Reşat Nuri. Elbet, görebilene.
Edebiyat
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2017 8. kitabı
Miskinler Tekkesi’nde kökleri Padişah II. Mahmud devrine kadar uzanan Kocabaş ailesinin son ferdinin dilenciliği meslek edinmesi anlatılmaktadır. Eser zaman olarak Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyet döneminin ilk dönemlerini kapsar. Bu zaman dilimi ülkenin en sancılı dönemlerindendir. Bundan dolayı kahramanın “Doğduğu paşa konağından dilenciliğe doğru düşüşünde savaşın ve savaşla sarsılan toplum düzenin de tesiri vardır.” Ayrıca, yazar eser boyunca kahramanın adını kullanmaz. Miskinler Tekkesi kavramı ise Osmanlı döneminden beri kullanılan bir tabirdir. Osmanlı kültüründe Miskinler Tekkesi tabiri ile cüzzam hastalığına yakalanmış kişiler için şehir dışına yapılmış mekanlar kastedilirdi. Cüzzam hastalığına da miskin hastalığı denirdi.
Siyaset
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
Miskinler Tekkesi
4/10
·208 syf.··
2025 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2025 17:25
Miskinler Tekkesi, Padişah II. Mahmut dönemi ileri gelenlerinden olup padişaha yakınlığıyla tanınan Kocabaş Kazasker Şemsettin Molla’nın torununun hayatı üzerine kurgulanmış. Bu yönüyle karakter üzerinden bize dilencilerin hayatlarını konu edinen gayet özgün bir konu ele alınmış. Osmanlı dönemlerinden başlayıp Cumhuriyet'e uzandığı için o dönemin yaşantısına ışık tutmuş. Konu itibariyle gayet ilgi çekici ama ne yazık ki anlatım bir o kadar boğucu; bu sebeple kesinlikle zor okunan Reşat Nuri klasiklerinden bir tanesi. Bu yüzden olacak ki ben de bu kısacık romanı tam 1 haftada okuyabildim, yaz aylarında da okumak kesinlikle yanlıştı o kasvetli havaya bir türlü giremedim ne yazık ki. Günümüzde de bi hayli fazla olan dilencileri gözümde daha belirgin kıldı, etrafıma olan bakış açımı değiştirdi tek artısı bu olabilir okumamın. Ayrıca sözlükte “aciz, zavallı, yoksul; tepkisiz, hareketsiz” anlamlarına gelen miskin sıfatı cüzzamlıların niteliklerine uyduğu için bu hastalığa isim olmuş ve halktan ayrı tutulan cüzzamlıların barındırıldığı müstakil binalara (leprosarium) miskinhane, miskinler tekkesi, miskinler dergâhı gibi adlar verilmiş. Bu da benden size bir genel kültür bilgisi olsun. Reşat Nuri Güntekin 'nin de kendi kitapları arasında en sevdiği bu kitapmış. Ne yazık ki kendisine katılmayıp bu yaşımın veya bu zamanın kitabı olmadığını düşünüyorum. Keyifli okumalar diliyorum, yorumlarınızı bekliyorum. Miskinler Tekkesi Reşat Nuri Güntekin
Edebiyat
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2020 4. kitabı
Reşat Nuri Bey yine kendine has üslubu ile hayata bakmamız için bambaşka bir pencere araladı bizlere. Kitapta insani vasıfların ne şartlar altında vücut bulduğu yansıtılmış. Toplum içerisinde sıkça rastladığımız bazı insanlar vardır hani; başkaları üzerinden geçinmeyi seven ve hatta bunu bir meslek haline getirip bir sanat gibi icra eden... Belki de bir çoğumuzun yabancısı olduğumuz bir hayattır bu. İnceliklerine şahit olamadığımız bir o kadar da hor ve hakir bulduğumuz. Fakat insan bir dilenci gözüyle bile bakınca bir solukta değişiyor bazı yanılgılar. Eserin bana en hoş gelen tarafı ise okuyucu ile konuşuyormuşçasına yazılması ve günlük hayatta dile dökemediğimiz iç konuşmalarımızı muazzam bir üslup ile aktarmasıdır derim.
Edebiyat
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 73. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2020 17:01
Dikkat spoiler içerir. Uzun zaman sonra tekrardan okuduğum güzel bir roman. Zamanında ürkek olan, kendi yaşıtı çocuklardan kurtulmak için onlara yalvaran ve kişiliğindeki yalvararak ikna gücünü keşfettikten sonra hayatı değişen bir çocuğun hikayesi. Evlenmeye çalışan, devlet dairesinde memur olurken Sakallı Talat ile tanışan, savaşa giden, şansına tekrardan Konya'ya dönen, İzmir'de dilenmeye başlayan adamın hikayesi. İzmir'de çok para kazandıktan sonra Mesule Bacı ve İsmail ile tanışır. Ancak İsmail ile bir süre sonra anlaşamaz ve onu yatılı okula gönderir. Bir gün İstanbul'a gider ve burada dilenme işine devam eder. Talat ile tekrardan yolları kesişir ve hem maddi hem manevi ilişkilerine kaldığı yerden devam ederler. Bu arada İsmail okulda zekası ile parlamakta ancak aykırı görüşleri sebebiyle dikkat çekmektedir. Yıllar sonra karşılacak mıdır? Esas oğlan olan küçük bey dilenmeye devam edecek midir? Talat ne olacaktır? İsmail, baba dediği adamla arasındaki ilişkileri düzeltecek midir? Keyifle bir solukta okunan bir roman.
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2018 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2018 12:46
Muhteşem bir eser. Uzun zamandır bu kadar harika bir şey okumamıştım. Beni çok güzel etkiledi. Reşat Nuri'nin samimi dili, birbirinden güzel hayat öyküleri, akıcı anlatımı... Bir konak oğlunun zaman içerisinde başına gelen talihsizlikler sonucu dilenci olur. Bu zaman içerisinde yaşadığı ve tanık olduğu bazı farklı hayatları anlatmış. Hikaye içinde hikaye! Bayıldım. Her şey istediğimiz gibi gitmiyor, önemli olan başımıza gelen sorun değil bununla nasıl baş ettiğimizdir. İnsanlar kolaya kaçıyor ya da görmek istedikleri şeyi görüyor sadece. Bunların arasında en fazla olan şey ise maddecilik. Kötü şeyleri gördükçe 'şükür bu durumda değiliz' demek yerine biraz daha çabalasak güzel şeyler için. Kitabı kesinlikle okuyun derim ve umarım bu güzellikler artık görülür. İyi okumalar efendim.
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,696 okunma

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."