Adı:
Miskinler Tekkesi
Baskı tarihi:
Ekim 2010
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751002280
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Miskinler Tekkesi; Türkiyedeki dilencilerin dünyasını ve cahil hocaları başarıyla tasvir eder. Güntekinin en dikkate değer eserlerinden biridir. Padişah II. Mahmut dönemi ileri gelenlerinden olup padişaha yakınlığıyla tanınan Kocabaş Kazasker Şemsettin Mollanın torununun hayatı üzerine kurulmuş bir kitaptır. Padişahın ekmek kırıntılarının kat kat işlemeli bohça ve sedef kutularda saklandığı bir ortamda, padişah dilencisi bir dedenin torunu olan ve hem Meşrutiyet hem Cumhuriyet dönemlerinde yaşayan roman kahramanı, bir çeşit soyaçekimle, dilenciliği meslek edinir.
Her kitap hayata açılan farklı bir penceredir.Bu kitapta da hayata farklı bir pencereden "bir dilencinin" gözüyle bakacaksınız.Siz onu kılık kıyafetinden ve mesleğinden dolayı görmezlikten gelseniz de o sizi gözlemlemektedir ve kitap boyunca size çevresinden gözlemlediği bir çok yaşantı sunacaktır.En güzeli de size karşılıksız sevgi ve iyilik adına örnek olacaktır.Kitaba nedense bir önyargıyla başladım fakat ilk sayfalardan itibaren sevdim.
Reşat Nuri’nin her kitabına, her cümlesine BAYILIYORUM. Bu kadar içten, bu kadar farklı, hiç aklınıza gelmeyecek pencerelerden o kadar güzel bakıyor ki hayata.. Peki bu kitapta nereden bakacağız hayata? Varlıklı ailelerden birinin Küçük Bey’inin gözlerinden, Arap bacıların deyimiyle Gucubey’in. Bu öyle bir Küçük Bey ki , küçükken oyun olsun diye taklidini yaptığı dilenciliği, kendisine meslek olarak seçecek ya da şöyle demeli , bugün dilenci olarak yaşamını sürdüren bir insanın Küçük Bey iken nasıl dilenci olduğunun hikayesi. İkisi farklı sonuçta biri sondan biri baştan başlar hikayeye. Bu Küçük Bey’in hayatı, insanları değerlendirme şekli o kadar farklı o kadar yerinde ki , sık sık gerçekten de ne kadar haklı dedim . Çoğu insanın belki de yanlarından kaçarak uzaklaştığı, toplumun en aşağı sayacağı bir konumdan dünyaya bakmak , hele ki bu insan bir zamanlar diğer insanlarla aynı konumda ise , inanın çok fazla gerçeği yüzünüze çarpıyor. Ben burada ne Mesule Bacı’nın, ne İsmail’in ne de Talat Bey’in öylesine hikaye içine serpiştirilmiş karakterler olduğunu düşünmüyorum. Bunlar toplumun aynalarıdır bence. Yetiştiği aileyi hor gören bir çocuk , eski bir ahbabı düşmüş olduğu için onunla el sıkışmayı bile kendine yediremeyen bir arkadaş, tek yaptığı eski günlerini, alıştığı sorumluluğu devam ettirmek olan bunun için kaç yaşına gelmiş yaşlı bir insanı dahi Gucubey’im diye anan bir kadın. Bunların her birinin kitapta aldığı rol hayata dair bir eleştiridir. Yazar belki de en büyük eleştiriyi İsmail üzerinden yapar ve kahramanımızla İsmail arasındaki ‘duygusal’ bağa diğerlerinden daha çok yer verir. Kitabın sonunda İsmail’i okumuş, çok yüksek mevkilere gelmiş olduğu halde baba dediği bir dilencinin eline öpmeye getirerek eleştirisini noktalar. Benim için bu olay örgüleri içinde dikkat ettiğim iki süreç vardı. Kahramanımızın dilenci haline gelirken ve dilenci olduktan sonra çevresindeki insan tahlilleri ve İsmail’in ona onun İsmail’e karşı duygularındaki değişiklikler. İnanın bunların pek çoğu ile hem ben, hem de sizler hayatınızın pek çok döneminde karşılaştık ve ya karşılaşacağız.
Reşat Nuri’nin her kitabında olduğu gibi bu kitapta da herkes için bir şeyler vardı.O yüzden kendi payınıza düşeni almanızı kesinlikle öneriyorum.
Çalıkuşu gibi değildir diye kestirip atarsak içindeki eleştirileri, anlatımları, insanların yaşamlarındaki çirkinlikleri ve güzellikleri, paranın nasıl değiştirdiğini, dilenciliğin tamamen bir tembellik mesleği olduğunu anlatır ama bunu anlatırken çok çalışan bir memurun, dilenci kadar para almadığını da söyler, kızar. Bir imamdan bahseder, elinden aldıklarında mesleği başka yollara saptığını anlatır, bir fabrika kızı gösterir bize ipek elbiselere donatıldığında kavga kıyamete sürüklendiğini ve bir İsmail getirir, kitabın en güzel köşesine. Hiçbir şeyi utanmadan, sıkılmadan ve babasının gözlerinin içine bakarak gururla tanıtır, eşine. Çarpık hayatların birleşen dünyalarından küçük parçalar verir bize, Reşat Nuri. Elbet, görebilene.
Miskinler Tekkesi’nde kökleri Padişah II. Mahmud devrine kadar uzanan Kocabaş ailesinin son ferdinin dilenciliği meslek edinmesi anlatılmaktadır. Eser zaman olarak Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyet döneminin ilk dönemlerini kapsar. Bu zaman dilimi ülkenin en sancılı dönemlerindendir. Bundan dolayı kahramanın “Doğduğu paşa konağından dilenciliğe doğru düşüşünde savaşın ve savaşla sarsılan toplum düzenin de tesiri vardır.” Ayrıca, yazar eser boyunca kahramanın adını kullanmaz. Miskinler Tekkesi kavramı ise Osmanlı döneminden beri kullanılan bir tabirdir. Osmanlı kültüründe Miskinler Tekkesi tabiri ile cüzzam hastalığına yakalanmış kişiler için şehir dışına yapılmış mekanlar kastedilirdi. Cüzzam hastalığına da miskin hastalığı denirdi.
Muhteşem bir eser. Uzun zamandır bu kadar harika bir şey okumamıştım. Beni çok güzel etkiledi. Reşat Nuri'nin samimi dili, birbirinden güzel hayat öyküleri, akıcı anlatımı...

Bir konak oğlunun zaman içerisinde başına gelen talihsizlikler sonucu dilenci olur. Bu zaman içerisinde yaşadığı ve tanık olduğu bazı farklı hayatları anlatmış. Hikaye içinde hikaye! Bayıldım.

Her şey istediğimiz gibi gitmiyor, önemli olan başımıza gelen sorun değil bununla nasıl baş ettiğimizdir. İnsanlar kolaya kaçıyor ya da görmek istedikleri şeyi görüyor sadece. Bunların arasında en fazla olan şey ise maddecilik. Kötü şeyleri gördükçe 'şükür bu durumda değiliz' demek yerine biraz daha çabalasak güzel şeyler için. Kitabı kesinlikle okuyun derim ve umarım bu güzellikler artık görülür. İyi okumalar efendim.
Reşat Nuri, ne yapmaya çalışıyor bu romanla? Toplumsal eleştiri mi? Meşrutiyet, Mütareke, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, İzmir’in işgali üzerinden toplumu tahlil mi? Bir insanın yaşama bakışındaki o umursamazlık, o sevgisizlikle, mühim olan şeyin merhamet olduğunu göstermek amacında mı?
Yanı başındaki zenginliğe rağmen kedilere verilen bir lokma ciğeri kapma yarışına giren halkı üzerinden, ekonomik adaletsizlik mi? Bütün bunları kendime soruyorum ve şu cevapla karşılaşıyorum: Bunların hepsi! Hem de eksiği var fazlası yok bir liste bu.
Kitabın konusu güzeldi.II.Mahmut döneminde Kocabaş Kazasker'in torunun hayatını anlatıyor.Çocukluğunda bulduğu dilencilik oyunu büyüdüğünde ise kendine meslek edinmesidir.Üslubu biraz bazılarına biraz ağır gelebilir.Ara ara duraksayıp anlatımın yoğunlaşıp sıkıcılaştığı yerler vardı.Farklı gözlemler,hayata farklı bir açıdan bakış vardı.
Bence betimlemeler ve gözlemler muhteşem. Belki de hiç düşünmeyeceğiniz bir insan tipinin ilginç hayatına tanıklık ediyorsunuz. Ben merakla ve keyifle okudum. Keisnlikle okunmalı...
Dilenciliğin bir ihtiyaç, bir zorda kalmak olmayıp alenen bir meslek olduğunu anlatan, ilginç bir hikaye... Yer yer zorlama parçalar katılmış gibi araya, bir Çalıkuşu ya da Acımak değil belki ama tipik bir Reşat Nuri eseri...
İyi halli bir evde büyüyen kahramanımız savaşlar ve olaylar neticesinde yardıma muhtaç bir duruma düşer. Kitabın bende düşündürdüğü durum da bundan sonra başlar. Dilenciliği sadece yardıma ihtiyacı olanlar mı yapar yoksa günlük hayatta da bizler birer dilenci miyiz? İzmir'in, İstanbul'un fakir hayatını, yozlaşan bir toplumun içinde bulunduğu hali çok iyi bir biçimde tasvir ederek araya güzel de bir ana hikaye koyarak bu sorunun cevabını aramış Reşat Nuri. Bir dilencinin gördüğü yaşadığı olaylar üzerinden yaptığı tahliller ise derin mana barındırıyor. Kitapta bunun yanı sıra birçok da küçük hikaye var ama bu hikayeler biraz kopuk ve konudan konuta atlama tarzında olmuş. Bu yüzden biraz dikkatli bir okuma istese de akıcı ve bilgilendirici bir kitap.
Kitabı okumakta biraz zorlandım. Anlamını bilmediğin bir sürü kelime vardı. Başları da biraz sıkıcıdı ama sonlara doğru biraz daha kitap seni içine çekiyor.
Reşat Nuri'nin okuduğum en sıkıcı kitabıydı. Bu konuda dürüst olmam gerekiyor. Konusu güzeldi fakat ben bir türlü beğenemedim kitabı. Sayfaları defalarca baştan okumama rağmen.
" Evet, insanın bir cenaze arkasında yürüdüğü zaman, dünya hırslarından en temizlendiği zamandır. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Miskinler Tekkesi
Baskı tarihi:
Ekim 2010
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751002280
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Miskinler Tekkesi; Türkiyedeki dilencilerin dünyasını ve cahil hocaları başarıyla tasvir eder. Güntekinin en dikkate değer eserlerinden biridir. Padişah II. Mahmut dönemi ileri gelenlerinden olup padişaha yakınlığıyla tanınan Kocabaş Kazasker Şemsettin Mollanın torununun hayatı üzerine kurulmuş bir kitaptır. Padişahın ekmek kırıntılarının kat kat işlemeli bohça ve sedef kutularda saklandığı bir ortamda, padişah dilencisi bir dedenin torunu olan ve hem Meşrutiyet hem Cumhuriyet dönemlerinde yaşayan roman kahramanı, bir çeşit soyaçekimle, dilenciliği meslek edinir.

Kitabı okuyanlar 281 okur

  • Mertcan Tufan
  • Bilgehan Yılmaz
  • Penthos
  • La sagrada familia
  • Beste Nur
  • HASRET
  • Kamos
  • Okan K.
  • Ali celik
  • Genco

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7
14-17 Yaş
%7.8
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%32
35-44 Yaş
%14.8
45-54 Yaş
%10.9
55-64 Yaş
%2.3
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.7
Erkek
%32.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.5 (22)
9
%10.8 (9)
8
%22.9 (19)
7
%13.3 (11)
6
%16.9 (14)
5
%6 (5)
4
%3.6 (3)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları