Baştan söyleyeyim diğer özel günler de olduğu gibi bu günün kutlanmasına da pek sempatiyle bakmıyorum. Hele de hediyelerle, çiçeklerle böceklerle bugünün anlamından, temsil ettiği değerden oldukça uzak günü birlik şekilsel söylemlerle kutlanmasına hiç sıcak bakmıyorum...
Evet yine malum gün geldi yine bütün gün; diğer özel günlerde de olduğu gibi yine aynı klişeleşmiş söylemlerle bu günü kutlayanlarla, bu günün kutlanmasına karşı çıkan güruh arasındaki iletileri okuyup bir tarafın lincine katılıp, diğer tarafı destekleyeceğiz. Sonra da 9 Mart’ta kaldığımız yerden hayatımıza devam. Neye mi devam edeceğiz şu olaylara seyirci kalmaya: ( Sadece Türkiye verileri)
1 yılda (2018) 440 kadın öldürüldü, 317 kadına cinsel şiddet uygulandı.
1217 çocuk istismarı basına yansıdı, 26 çocuk öldürüldü.
2019’un ilk aylarında 44 kadın öldürüldü.
Şule Çet’in davasında yaşananlar hepimizin malumu. Tıpkı diğer mağdur kadınlar gibi yaşadığı vahşette yine kendi suçlu bulundu - bulunulmaya çalışıldı - bu toprağın zihniyetinde. Tabii bir de böyle bir sorunumuz var: Kadınların kendilerini korumak zorunda olması yeteri kadar utanç verici değilmiş gibi, üzerine bizim coğrafyamızda başlarına gelen felaketi; şiddet, taciz, tecavüz istismar gibi, toplumun onaylayacağı -haklı bulacağı- şekilde yaşamak zorunda . Ne işi varmış o saatte orda, niye öyle giyinmiş, belli ki tahrik etmiş, aranmıştır kesin, dişi köpek kuyruk sallamasa...
vs hep bu zihniyeti aklayan cümlelerle baş etmek zorunda. Hala çoğunlukla kadın demeyi ayıp sayan bir toplumda birey olmanın mücadelesini vermek zorunda... Bu yüzden bir günlük samimiyetsiz “kutlamayı” sahte buluyor, böyle günlere ihtiyaç duymadığımız eşit yarınlar diliyorum..
NOT: Farkındaysanız yukarda cinsiyetten bahsetmedim, hep bir zihniyetten bahsettim. Çünkü kirli