Melek'i ilerde birçok çiçeğe benzettim, evet ama ta o zamandan çiçeğe benzetmiş miydim? Yoksa şimdi, asılacağını bildiğim için mi? Kimi eskimiş çiçeklerin başları, asılmış bir kadının başı gibi öne sarkar. Melek ilk günden beri çiçeğe benziyorduysa, başı bir gün nasıl olsa öne sarkacaktıysa, asılmasına neden olma suçundan kurtulacak mıydım? Bir kadını kurtaracağım diye astırmak...
O anda, bahçeden, manolya ağacından benim yarattığım bir düştü belki kız. Uzun kara saçları vardı. Yüzünde ise iki kara gözden başka bir şey yoktu sanki. Öylesine kocaman bakıyordu ki, yüzünde ne var ne yok silip süpürmüştü gözleri.
Hiçbir zaman, hiçbir şey demedi zaten, benim ağzımdan çıkan kimi sözcükleri hecelemekten. (...) Bir tek kez adını söyledi bana yalnızca. Melek, dedi. Bahçede.