"Ne okuyorsun Fransa'da?" diye sordu.
Selim dansı bırakıverdi.
"Oturalım," dedi. "Yarın eve geldiğimde sorarsın bu tür soruları."
"Efendim?"
"İnsan ancak can sıkıcı kimselerle dans ederken sorar böyle şeyler."
Uçmak, uçmak böylece sonsuzluğa dek... Özgürlük bu olsa gerek. Kafam hep böyle hafif, hep böyle havadan sarhoş. Yemek, yutmak, sindirmek rüzgârı... ve sonunda rüzgâr olmak. Rüzgâr gibi -hayır gibi değil, rüzgâr olarak- esmek esmek esmek... Özgürlük dedikleri...