Âşık olduğu kadınla birlikte yaşamaya başlamadan önce, arkamda bıraktığım boşluğun nasıl bir şey olduğunu görmek için, artık sadece onun olan eve gittiğimde her şeyin yerini değiştirmiş olduğunu fark ettim. Boşluğumu doldurmak için sabırsızlanmış, belli. Ama onun evinde de işlemeyen, olmamış bir şey vardı, satranç tahtasında yanlış dizilmiş taşları andırıyordu eşyanın duruşu, yerini bulamamış, eğreti, hâkim bir el gelsin de beni yerime koysun diyen.
Eşyada mukavemet var. Bir kadının gittiği, evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde, erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır.